Okuma Türleri

OKUMA TÜRLERİ 

DEĞERLENDİRMELİ OKUMA VE ELEŞTİRİ

Sadece okuma hızını arttırmak, ulaşılmak istenilen sonuç için yeterli değildir; okumada hızlı olmak kadar okuduğunu anlama da önemlidir. Bununla birlikte verimli bir okuma için sadece hızlı okuma ve okuduğunu anlamış olmak da yetmemektedir. Okuyucu okuduğunu anladıktan sonra onu bir değerlendirmeye tabi tutabilmelidir. Hızlı okuma, okuma hızına paralel olarak anlama ve değerlendirme, bilinçli bir okuyucu okuduğunu yorumlayabilmeli, eleştirebilmelidir.

Eğer okuyucu;

a)      Okuduğunun doğruluğunu, gerçekliliğini, mantıkîliğini, güvenilirliğini kontrol ediyorsa okuduğunu değerlendirebiliyor demektir.

b)      Okuyucu metinde  çelişen noktalar olup olma­dığını tetkik ediyorsa,

c)      Okuduğu metin ile kendi bilgi ve birikimini karşılaştırabiliyorsa,

d)      Okuduğunu zaman akışı açısından değerlendirip eleştirebiliyorsa,

e)      Yazarın hangi durum bağlam ve duygular ile bu metni yazmış olduğunu anlamaya çalışıyorsa eleştirmeli okuma yapıyor demektir.

Değerlendirmeli okuma yapan okuyucu, ne yazılıp söylendiği kadar niçin yazılıp söy­lendiği ile de ilgilenmelidir. Okuyucu, yazarın kelimeleri nasıl kullanıldı­ğına,  yanlı ve önyargılı olup olmadığına, duyarlı bir biçimde dikkat etmelidir. Değerlendirmeli okuma yapan kişi aynı zamanda birden fazla anlamı olan sözcüklere özel bir dikkat göstermelidir. Okuduğu metinde yargılama, benzetme, genelleme, basite indirme, yanlışları bulu­nup bulunmadığına ve metnin nasıl yapılandırıldığına dikkat eder. Ayrıca yazarın şöhretinin, ya­yınevi ve yazar ile ilgili daha önce söylenen ve bilinenlerin dikkate alınmasının değe­rini bilir. Bir başka deyişle, yayınevi ve yazarın tanınması oldukça önemlidir. Kısaca, Değerlendirmeli Okuma yapan okuyucu okuduğu hakkında  ya da okuduğuna dayanarak çabuk yargıda bulunmaktan sakınır.Okuyucu yetişkinlik düzeyine göre okuduğu metinleri değerlendirebilmelidir. Değerlendirmeci okuma türü zamanla geliştirilebilme özelliğine sahiptir. Bu özellik giderek olumlu yönde artırılabilir. Bu konuda yeteri kadar tecrübe edinememiş bir okuyucunun değerlendirmeli okumada bir takım problem ve yetersizliklerinin olması tabidir. Bunları ortadan kaldırabilmek  için: 1.      Değerlendirmeli okumanın ön koşullarını yerine getirmek;2.      Değerlendirmeli okumanın engellerini kişisel olarak iyi tespit etmek;3.      Bu konuda neler yapılabileceğini bilmek gerekir.

1. Değerlendirmeli Okuma ön koşulları

Değerlendirmeli okumanın geliştirilmesi için bir takım ön koşulların yerine getirilmesi zorunludur. Eğer okuyucu bu ön koşullara sahipse Değerlendirmeli okuma için şanslıdır, bunlarda yeterli   de­ğilse önce onlar üzerinde durmak gerekir. Bu koşulların çoğu   okuma­da hız, doğruluk, anlama, olumlu alışkanlıklar gibi hususlar için­de olması gereken, dikkate alınması gereken özelliklerdir. Bu  ba­kımdan burada bazılarına kısaca yer verilecektir.

a)      Kelimelerin Anlamını Kavrayabilme;            Bir metni anlamadan değerlendirmek olanaksızdır. Metni tam olarak anlayabilmek ise parçada geçen sözcüklerin anlamlarını bilmeye bağlıdır. “mensur eserler” in tam olarak anlaşılması “mensur”  kelimesinin bilinmesine bağlıdır. Ancak bu sözcüğü bilen, bu sözcüğün geçtiği cümleyi kavrayabilir dolayısıyla da içinde geçtiği metni değerlendirebilir.b)      Çok anlamlı kelimelerin okunan metinde hangi anlamda kullanıldığını kavrayabilme;Bu konuda yetersiz olan okuyucunun parçayı doğru anlaması  rastlantı olacaktır. Muhtemelen de kelimenin o cümledeki anlamını kavrayamadığı için metni yanlış anlayacaktır. Yanlış anlama üzerine kurulacak bir değerlendirme de gerçeği yansıtmayacaktır.c)      Asıl anlamından ayrı, benzetme ya da mecaz anlamda kullanılan kelimeleri bu anlamıyla ayırt edebilme;

Dilimizde bazı kelimeler gerçek anlamlarının dışında kullanılmaktadır. Bu tür kelimelerin sayısı oldukça fazladır. “Mehmet Kaplan gerçekten edebiyatın babasıydı.” cümlesinde “baba” kurucu, tecrübeli, usta  yerine kullanılmaktadır. “Yüz verince astarını isteme.” deyiminde hem yüz, hem astar asıl anlamlarından başka anlamlar oluşturmaktadır, öyleyse değerlendirmeli okuma için okuyucu bu tür kullanımları mutlaka göz önüne almalıdır.

d)      Yazarın temel düşüncesini yakalayabilme; Metnin ana fikrini kavrama, ortaya çıkarma bazı durumlarda değerlendirmeli okuma ile eşanlamda kullanılmaktadır. Oysa değerlendirmeli okuma, ana fikri yakalayabilmeden daha fazlasını gerektirdiği gibi daha kapsamlı bir muhakemeyi de gerekli kılar. Bununla birlikte metni değerlendirebilmek için par­çanın ana fikrini kavramak gerektir. e)      Yazarın ortaya koymak istediğini, okuyucunun kendi kelimeleri ile yeniden ifade edebilmesi;Bu özellik kişinin okuduğu parçayı anlayıp anlama­dığını ortaya çıkaran bir ölçüdür. Eğer okuyucu bunu yapamıyorsa, ya yazarın ne demek istediğini anlamamıştır ya da anladığını anlatabilecek dil yeteneğine sahip değildir. Değerlendirmeli okuma için hem anlama, hem de anlaşılanı dile getirme oldukça önemlidir. f)        Okunan metnin bir kısmı ile diğer kısımları ve bütünü arasındaki ilişkiyi yakalayabilme;

Bunu yapabilmek okuyucunun yazarın üslubunu fark etme ve kendisini ona uydurabilmesine bağlıdır. Okunan metnin bir parçasının diğer kısımları ile uyuşup uyuşmadığını; parçaların birbirine nasıl bağlandığı, ana fikri gerçekleştirmek için yazarın hangi sıra ve düzeni kullandığı ayırt edilemeden okunan parçanın bütünü hakkında fikir sahibi olmak, onu değerlendirmek çok güçtür.

g)      Yazarın iletişimsel amacını ve  hedef kitlesinin kimler olduğunu kavrayabilme;

Kurallara uygun biçimde yapılandırılmış bir metinde yazar, metnin iletişimsel amacını ve hedef kitlesini önceden belirleyerek yazısını bu doğrultuda kurgulamış olacaktır. Okuyucunun bunu metin içerisinde tespit edebilmesi gerekir. Yine yazarın yanlı olup olmadığını  ayırt edebilme de önemlidir. Bu aslında yakardaki maddelerin bir devamıdır. Değerlendirmeli okuma­ya geçiş için önemlidir. Okuyucu bu sorulara cevap vermeye başladığı zaman zaten okuduğunu değerlendirmeye başlamış demektir.

h)      Metinde açıkça üzerinde durulmamış, belirtilmemiş hususları yakalayabilme;

Bazen yazar metinde mesajlarını doğrudan vermez. Mesajlarının bazı kısım­larını eksik bırakabilir. Okuyucunun metnin diğer kısımlarından hareketle bu bölümleri kavramasını umar. Okuyucu bun­ları yakalayabilmeli ve niçin bundan kaçınmış olabileceğini düşünebilmelidir.

ı)  Okunanı, okunandan çıkarılan anlamı okuyucunun daha önce okuduğu, bildiği yaşantıları ile ya da bu metni okuduktan sonra diğer kaynaklarla kıyaslayarak yorumlayabilme,Bu, değerlendirmeli okumanın son aşamasıdır. Amaç zaten budur. Okuyucu, yazar böyle diyor  ama bunun tam zıddını söyleyenler de var x. y. z. gibi . Yazarın bu fikrine, şu,  şu nedenlerden ötürü katılmam, onu kabullenmem güç, gibi cümlelerle sonuca ulaşmak gerekir.

Okuyucu bu koşullara sahipse, bunları yapabiliyorsa okuduğu metin hakkında görüşünü bildirecek ya da bir görüşe sahip olacaktır.

2. Değerlendirmeli  Okumanın Engelleri

Yukarda dile getirdiğimiz ön koşulları her okuyucu aynı düzeyde ve aynı hızlılıkta yerine getiremiyor olabilir. Bir kısım engellerle karşılaşılı­yor. Bu engeller ilk-orta dereceli okul öğrencileri için daha et­kili olmaktadır. Yükseköğretim öğrencisi ve yetişkinler için daha etkilidir. Fakat yetişkinlerin bazıları çocukluk ve ilk-orta öğre­tim yüzeyinde karşılaştıkları engellerin etkisinden kolay kurtulamamaktadır. Bunun için bu engelleri belirtmekte yarar var.

a)      Kitaplarda yer alan her bilginin doğru olduğu inancı;

Küçük okuyucularda daha fazla görülen bir saplantıdır. Ama büyüklerde de görüldüğü olur. Bunda, gittikçe azalmakla beraber, toplumumuzdaki bugüne kadar ulaşmış olan “Bakalım kara kaplı kitap ne diyor?”, “Ben demiyorum kitap yazıyor” gibi inancın da etkisi var. Basılmış, kitaba girmiş her şeyin doğru olacağı, doğru sayılması gerektiği en­gelini aşmak gerekir.

b)      Otoriteye “körü körüne itaat;

Küçüklerin buna zorlanması, şart­landırılması da bir başka engeldir. O zaman, her yazar bir otori­te kabul edilmekte, yazdıkları tartışılmaz gözle görülmektedir. Bu da aşılması gereken bir engeldir. Bu engel aşıldığında daha etkili bir değerlendirme yapılabilmektedir.

c)      Geçerli kaynaklardan yoksun “ben bilirim”, “bana göre” tutumu;

Değerlendirici dü­şünce gelişimini engelleyen bir durumdur. Bu tutumda olan okuyucu okuduğu metinle hiç bağlantılı olmayan değerlendirmelere girişe­bilmektedir. Bu, tam olarak anlatmaya çalıştığımız değerlendirmeli okuma olmamaktadır. Öz eleştiri   bu engelin aşılmasında yardımcı olabilir.

d)      Okullarda, aile içinde, derneklerde değişik görüşlerin uygarca tartışılmasına girmekten sakınılması; Tek örnek, tek kalıp bilgi ve görüş üzerinde durulması da bir başka engeldir. Bu Konuda Ne Yapılabilir_?Değerlendirmeli okuma becerisinin kazandırılmasında iki yaklaşım söz konusudur;

  1. Metin içi ve metinler arası eleştiri;

            Bu tür yaklaşımda okuyucu kendini aradan çıkarmakta, okuduğu metni kendi içinde bazen bir metni başka metinlerle karşılaştırmakta­dır. Deyim yerinde ise metni kendi kendisi ile, metni bir başka metinle tartıştırmaktadır. 2. Okuyucu okuduğu metinle kendisinin sahip olduğu bilgi, deneyim ya da görüşü tartıştırmakta ve ona göre bir sonuca varmaktadır. Her ikisi için de öncelikle başarılı bir okuyucu olma gereği vardır. 

Bu yaklaşımları birkaç örnekle  somutlaştıralım; 

  1. Metin başlığı ile konu arasında ilişki kurma (Metni kendi içinde tartıştırmak)

Genellikle kitabın, makalenin adı kitap ya da makalenin neyi kapsayacağını belirtir ya da belirtmesi gerekir. Kitap içindeki bölüm başlıkları, herhangi bir yazının başlığı da o bölüm ve yazının kapsamı ve konusu ile ilgili olması gerekir. Bu gereklilik değerlendirmeli okuma için bir dayanak olarak alınabilir.

Eğer kitabın adı “Lâmi’î Çelebi’nin Tuhfesinde Öğretim Yöntemleri” ise kitabın içeriğinin de gerçekten öğretim yöntemleri ve Tuhfe-i Lâmi’î olmalıdır. Okuyucu her zaman başlıkta içerikle ilgili ipuçları aramalıdır. Yazı başlığı “Diksiyon” ise yazının içeriği de tümüyle güzel ve etkili konuşmaya ilişkin olmalıdır.

Belli bir konu seçilir ya da ödev olarak verilirse o konuyu incelemek için ilgili kitap adı ve konu başlıkları bulunur, bunlar bir liste haline getirilir. İkinci aşamada listedeki kaynaklardan biri ele alınır. Bir başlık seçilir. Başlık altındaki yazılardan hangi kısmının başlıkla daha çok ilgili olduğu bulunur. Bazen bunun tam tersi yapılabilir. Yani başlık altında, başlıkla hiç ilgisi olma­yan kısım olup olmadığı aranır. Varsa o kısımlar belirtilir. Böylece kitap içinde kitapla ilgili olan, ilgisiz bulunan kısımlar, başlık altında başlığa uyan, uymayan kısımlar saptanır. İlgili olan kısımların çokluğu ve kitap adı ya da başlığına bağlılık derecesine göre eleştiri yapılabilir.

2. Fikir ve verilen bilgilerin gerçekliğini arama (Metni Diğer Metinlerle Tartıştırma, Birleştirici Okuma) Değerlendirmeli okumanın geliştirilmesinde bir diğer yaklaşım belli bir konuda birden fazla kaynağın okutulması, onlar ara­sındaki benzerlik ve ayrılıkları ortaya çıkartma alıştırmaları yapılmasıdır. Bir başka deyişle Birleştirici Okuma yapılmasıdır. Ortaya çıkan ayrılıklar ele alınarak üzerinde durulur. Bu yazar acaba niçin bu konuda böyle diyor. Acaba yazarın maksadı ne? türünden sorulara yanıt aranarak değerlendirme yoluna gidilir.

Daha değişik alıştırmalar da yapılabilir. Kesin yargılı konular seçilir, örneğin; “Dünyanın en güzel dalış bölgesi………… dir.” “En zor tırmanış biçimi………dır.” gibi. Değişik kaynaklara başvurularak bu yargıların doğruluğu, yanlışlığı ortaya çıkarılmaya çalışılır.3. Gerçeklerle fikirler – duygu ile düşünceler arasındaki farkı bulma (Metinle okuyucunun tartışması) Dil, yazılı-sözlü ya da diğer anlatım türlerinde, iki değişik amaçla kullanılır.a)      Karşıdakine bilgi vermekb)      Onların duygularını, görüşlerini etkilemek Bazen bunlardan biri belirgin olarak ağırlık kazanır, bazen karışık ola­rak ele alınabilir. Okuyucu metinde kullanılan, duygusal özellik taşıyan, duygusal etki yaratan sözcük ve anlatımları fark edebilir hale gelmelidir. Bazen yazarlar da ortada olan olaydan değişik biçimde etkilenir ve yazılarını o etki altında kaleme alırlar. Bu bakımdan aynı olayı ele alan iki gazete, dergi okunarak kıyaslama yapılabilir. Bunun en yalın örnekleri spor karşılaşmaları , film, temsil, konser ve sergilere ilişkin yazılardır. Basınımızda da bunları bulmak çok güç değildir. Bu bakımdan bunlar iyi alıştırma kaynakları olabilir. 4.      Metin ile yazarı arasında ilişki kurma (Metinle okuyucunun tartışması ) Kitap, dergi ve özellikle de günlük gazetelerde aynı konuya ilişkin bilgi değişiklikleri, çelişen hususların genellikle iki kaynağı vardır; biri yazar ikincisi zaman. Bunun sürekli olarak akılda tutulması gerekir. Bu bakımdan yazarın kim olduğu, ünvanı, görevi, görev ünvanının yazıyı yazmasına yardımcı olup olmadığı dikkate alınmalıdır. 5.      Metin ile yayımcı arasında ilişki kurma (Metin ile okuyucu arasında tartışma)Gazete ve dergilerin belli okuyucuları vardır. Çoğunun yazarları da bellidir ve bu yazarların kendilerine göre bir üslubu, çizgisi vardır. Gazete ve dergiler kendi amaçlarına hizmet etmeyen yazılara, dolayısıyla yazarlara çoğunlukla yer vermezler. Kitap yayımlayan yayınevleri de böyledir. Bu bakımdan yazının yayınlandığı dergi ve gazeteyi bilmek, onların genel doğrultula­rını bilmek değerlendirme için ipucu olarak kullanılabilir. Kitapların yayınevlerini bilmek de aynı türden ipucu olarak kullanılabilir.6.      Metinle zaman arasında ilişki kurma (Metin ile okuyucu arasında tartışma) Okuyucu yazının ne zaman yazıldığına, ne zaman basıldığına dikkat etmeli ve bu bilgileri değerlendirme için kullana­bilmelidir. Okuyucunun yazıyı okuduğu tarih ile yazının yazıldığı tarih arasında, geçen süre bilgi değişimi, fikir, görüş, uygulama farklılığı yaratmış olabilir. Yazı o tarihteki görüşü veriyor ya da savunuyor olabilir fakat bugün görüşün geçerliği kalmamış olabilir. Başka bir deyişle eski çamlar bardak olmuş olabilir. 

ÖN OKUMA

Okuma türleri içerisinde çok önemli bir yere sahip olan ön okuma, zaman açısından okuyucuyu sınırlandırmakta, sınırlı bir zaman içerisinde ele alınan metin ya da kitap hakkında okuyucunun olabildiği kadar çok bilgi edinmesini ön görmektedir. Ön okuma için sistemli bir şekilde metne ya da kitaba göz atma denilebilir. Kitap ya da metinden kısa sürede alınan ipuçları ve yargı ifadesi taşıyan cümlelerle okuyucu zihninde genel bir fikir oluşur. Böylece kitabın konusu, içeriği ve yapısı hakkında kanaat oluşur. Ön okumayla okuyucu, kitap ya da metin hakkında genel bir bilgiye sahip olur. Okuyucu kitap veya metnin okuma amaçlarına hizmet edip etmeyeceğini anlamış olur, zamandan tasarruf eder. Ayrıca söz konusu satın alınmak istenen bir kitapsa okuyucu yine onun alınmaya değer olup olmadığına karar verir.

Ön okuma, okuma amacımızı gerçekleştirmenin ilk adımını oluşturur. Ele alınan metin ya da kitabın aslî okuma türlerinden hangisiyle okunacağı konusunda da okuyucuyu yönlendirir. Çünkü okuma türü seçiminin altında yatan gerçek, verimli okumadır. Bir başka deyişle en yüksek anlama ve kavrama düzeyini yakalamaya çalışmaktır. Bu da tüm okuma türleri öncesinde mutlaka Ön okuma yapmayı zorunlu kılar.

Ön okumanın aşamaları:

a)      Kitabın Kapak Sayfalarının İncelenmesi;

Zaman zaman kitaplıklarda icili bicili kapaklarıyla ya da okuyucuyu adeta içine çeken isimleriyle elimize aldığımız kitaplar bizi hayal kırıklığına uğratır. Aradığımız içeriği bulamaz daha kitabın ilk sayfalarında sıkılır ve kitabı bir kenara bırakırız. Bu hayal kırıklığının tek nedeni ön okuma yapmayışımızdır. Kitapların kapak sayfaları, kitabın içeriği ile ilgili önemli ipuçları içerir. Birçok kitabın arka kapağında yazar kitabın içeriğini kısaca özetler, başka bir deyişle yazarın kitapta anlattıklarıyla ilgili temel fikrini ortaya koyar. Aynı zamanda kitabın yazarıyla ilgili de bilgiler bulunur. Yayınevi, yayımlandığı tarih, varsa çevirmen, vs. bilgilerde yine kapak sayfalarında görülebilir. Bu bilgilerin tamamı okuyucuya kitap hakkında ön bilgi vermektedir. Bazı kitaplarda cilt kapağına geçirilmiş kağıt kapak bulunur. Kağıt kapağın içe kıvrılmış kısmında yine yazara ve kitaba ait açıklayıcı bilgiler bulunur. Bunların da mutlaka gözden geçirilmesi gerekir.

b)      İçindekiler Bölümünün İncelenmesi;

İçindekiler bölümünü her kitapta bulamayabiliriz. Genellikle roman ve hikâye kitaplarının dışındakilerde bulabileceğimiz bu bölüm, adeta kitabın iskeletini temsil eder. Ana bölümler alt başlıklar… Bu ayrıntılar okuyucuya kitabın bir krokisini verir. Okuyucu, konunun nerede başlayıp nerede bittiğini, hangi konuların ele aldığını açıkça görebilir. Ne yazık ki içindekiler bölümü yazılması için en çok zaman harcanan ama en az okunan bölümdür. 

c)      İndeksin (dizin) İncelenmesi;

İndeks bölümü de genellikle akademik kitapların son bölümü olarak hazırlanmaktadır. Bu bölümde yazar tarafından önemli bulunan  kelime ve kavramlar alfabetik olarak sıralanır. Yazar için önemli bulunan bu kelime ve kavramlar okuyucu için de önemlidir. Okuyucu dizin bölümündeki kelime ve kavramları inceleyerek kitap hakkında fikir edinebilir. Ayrıca bu kelime ve kavramların yanında  kitabın tamamında geçtiği sayfa numaraları da verildiğinde okuyucu önemli bulduğu ya da merak ettiği kelime ya da kavramı zaman kaybetmeden bulabilmektedir. 

d)      Bölümlerin İlk ve Son Paragraflarının Okunması;

Kompozisyon kuralları içerisinde ilk ve son paragrafların özel bir hususiyeti vardır. İlk paragraf, metnin genelinde yazarın ne anlatacağını, son paragraf da ne anlattığını ortaya koymaktadır. Bir başka deyişle bölümün küçük özetlerini vermektedir. Bu da okuyucu için oldukça önemlidir.

e)      Rast gele Sayfaları çevirerek gözden geçirme;

Bu gözden geçirme sırasında metnin normal yazım standartlarının dışında kalan-italik, bold, tırnak işareti içerisine alınmış iktibaslar- cümle ya da kelimeler okuyucunun dikkatini çekerek ipuçları vermektedir. Bunlar da kitap ya da metnin geneli hakkında okuyucuya ışık tutar.

SEÇMELİ (SEÇEREK) OKUMA

Seçmeli okuma ya da seçerek okuma, adından da anlaşılacağı gibi ele alınan metnin sadece okluma amacımıza hizmet eden bölümlerinin ele alındığı bir okuma biçimidir. Bu okuma biçiminde metnin tamamında yer alan ayrıntılar okuyucu için önemli değildir; önemli olan okuma amacı doğrultusunda ihtiyaç duyduğu bilginin olduğu bölüm veya bölümlerdir.Her şeyden önce bilinmelidir ki okuyucunun metin ya da kitapta hangi okuma türünü kullanacağına karar vermesi, öncelikle okuma amacını iyi bilmesine bağlıdır. Okuma amacı, kullanılacak okuma türünün de yegane belirleyicisidir. Ele alınan metnin okuma amacına uygunluğu da ancak yapılacak bir ön okumayla belirlenebilir.Seçmeli okumada iki farklı okuma amacı söz konusudur;1.      Önceden belirlenmiş bir sorunun cevabına ulaşma 2.      Ana fikre ya da yazarın metindeki konuyla ilgili temel düşüncesine ulaşmaHer iki amaca ulaşmada da zaman oldukça önemlidir. Bu okuma biçiminin en dikkat çekici yönü ise kullanılan teknik yöntemlerle okuma amacına çok kısa sürede ulaşılabilmesidir. Bu durum özellikle  ÖSYM’nin hazırladığı çoktan seçmeli sınavlarda yer alan uzun paragraf sorularında önemli bir zaman tasarrufu sağlamakta böylece öğrenci diğer sorulara da zaman ayırabilmektedir.  Seçerek okuma türünde bir temel teknik, iki temel yöntem ve üç ara yöntem  kullanılmaktadır;İkiye Karşı Beş Temel Tekniği:Bu temel teknik daha önce alıştırmalarımızla genişlettiğimiz, gözün asli görme alanı üzerinde işletilmektedir. Bu temel teknikle çok kısa bir sürede metin bilinçli bir taramadan geçirilmektedir. Temel teknikte esas alınan  “iki“ ve “beş” rakamları tek sayfada iki kolonlu bir metin için belirlenmiştir. Kolon sayısı tek olduğunda görülmesi gereken alan genişlediğinden ikinci rakam “3”e indirilmelidir. Metin üzerinde uygulama iki satır tam okuma, beş satır çapraz iniş biçiminde yapılmaktadır. Temel tekniğin asli görme alanını genişletme alıştırmalarından sonra  yapılacak alıştırmalarla reflekse dönüştürülmesi gerekir.Örnek uygulama:

646 KAĞIT TURNA

İkinci Dünya Savaşında Japonya’nın Hiroşima şehrine Amerika’nın attığı atom bombası ile (6 Ağustos 1945) şehir yerle bir olmuş, yüz binlerce kişi bir anda ölmüş,ya da yaralanmıştı. Aşağıda bombanın  atılışının 25. yıl  dönümünde yapılan Hiroşima gezisinden  bir kesit anlatılmaktadır.

        Sadako Sasaki… Hiroşimalı binlerce küçük kızdan biri. 1945’te iki yaşındaymış.Yaralanmamış, hastalanmamış. Okuluna  gidiyormuş güzel   güzel. Yıllar geçmiş. Sadako, kentinin her gün biraz daha düzeldiğini, yeni yapılar yapıldığını görmüş. On iki yaşındayken birden hastalanmış. Onun vücutta yarattığı kötü  bir hastalıkmış  bu Doktorlar, uzmanlar incelemişler, kurtuluş olmadığını anlamışlar. On ikisinde Sadako ölecek!… Kendi de biliyor bunu! Ama bir Japon geleneğine göre, kağıttan bin turna kuşu yapan kişinin dileği muhakkak gerçekleşir! Sadako’ya oyalanması için bu inancı veriyor çevresi. Mektuplar alıyor bu konuda. Sadako, hasta yatağında başlıyor kağıttan turnalar yapmaya. Çok uğraştım ben, ben yapamadım o kuşları. Bir iki üç katlıyorsun, kıvırıyorsun,derken bir turna çıkıyor ortaya. Sadako günlerce uğraşmış ; yüz, iki yüz, beş yüz, altı yüz, tam altı yüz kırk altı kağıt turna yapmış. Onlar birbirine de bağlanıyor ince ipliklerle, metrelerce uzayan bir kuş dizisi çıkıyor ortaya. Sadako Sasaki bin turnayı tamamlayamamış.

        Bin turnayı yapabilseydi, kurtulacak mıydı ölümden? Kim bilir? On iki yaşındaki bir kızın, öleceğini bilerek, bin turnayı tamamlarsa ölümden kurtulacağını umut ederek, gece gündüz kağıttan kuşlar yapması geliyor gözümün önüne; 646’ncının bitişi, 647’nciye başlayamamak… Çekip gitmek bu hem güzel, hem çirkin, hem yüce, hem aşağılık dünyadan…

       “Atom Bombası Çocukları Anıtı”nın tepesinde Sadako’nun heykeli var. Omzunda bir turna kuşu. 5 mayıs 1958 ‘de dikilmiş bu anıt. Öğrenciler toplamışlar parayı. Erkek öğrenciler gelmişler, çalışmışlar burada. Hepsi Sadako’nun arkadaşlarının eseri. Anıt üç ayak üstüne dikili. Ortasındaki boşlukta binlerce, binlerce kağıttan turna… Tepeden aşağıya sarkıyor şeritler halinde, renk renk. Japonya’nın her köşesinden gönderilmiş bu kağıt kuş şeritleri. Birkaçını elledim, kimi çikolata kağıdından, kimi çiklet kağıdından. Çocuklar kağıt diye ellerine ne geçmişse kıvırmış, bir turna yapmışlar. Hepsi  Sadako’nun anısı için. Bir daha atom savaşı olmasın diye … Sadakolar ölmesin diye… “No More Hıroshimas.”  “Hiroşimalar olmasın…”

      (…)

       Köprüye doğru yürüdük . Kent uzaktan öyle güzeldi ki. Döndüm parka doğru, Sadako’nun anıtı yakındaydı. Rüzgarda kağıt kuşlar sallanıyordu. Yarın belki yenileri gelecek uzak kentlerden. Ufak ellerin sabırla işledikleri kağıt kuşlar dizi dizi inecek yeredek. Bu küçük kızın ruhu rahat uyusun, bu dünyadaki yüz binlerce , milyonlarca küçük kızlar , çocuklar savaş yüzü görmesin , anasız babasız kalmasın diye. Bu umutla, bu istekle, bu düşle…

A)    Oktay AKBAL

“Hiroşimalar olmasın”

Yerini Bulma Yöntemi:

Yöntemin temel özelliği, metin içerisinde bulunması gereken bilginin önceden şekillendirilerek bu bilgiyle ilgili bir ya da birkaç –Bulunmak istenilen bilginin niteliklerine göre değişir.- anahtar kekime ve kavram belirlenmesidir. Belirlenen bu kelime ve kavramlar ikiye karşı beş tekniği kullanılarak metinde tespit edilir. Bulunduğunda anahtar kelime ya da kavramın geçtiği cümle tam okuma yapılarak aranılan bilginin orada olup olmadığı anlaşılır. Şayet aranılan bilgiye ulaşılamamışsa yöntemi uygulamaya devam edilir. Özellikle çoktan seçmeli sorularda, verilen metin içerisinden bir bilgi soruluyorsa bu yöntem sayesinde çok kısa sürede sorunun cevabı bulunabilir.[1] Belirlenen anahtar kelime ya da kavramlar aranılan bilgiyi tam olarak yansıtabilmelidir. Örneğin; soru cümlesindeki  kim, kaç, nerede, nereden, niçin, ne zaman gibi sorularla ilgili, belirlenecek anahtar kelimeler bu soruların cevabı içine yerleşebilmelidir. Bazen soru içinde bulunan özel bir kelime de anahtar olarak kullanılabilmektedir.

Kaymağını alma yöntemi:

Metin içerisinde yazarın hedef kitlesine vermek istediği temel bir mesaj kurgulanmaktadır. Bu mesaj, metnin tamamını içine almakta, metin içindeki ayrıntılardan da bu mesaja ulaşılmaktadır. Genellikle standart kurallar çerçevesinde yazılmış bir metinde ayrıntılar tek başına bizi temel düşünceye, yani kurgulanan mesaja ulaştırmaya yetmez. Ayrıntılar bir araya gelerek okuyucuyu mesaja götürür. Yazarların kendilerine özgü bir yazış şekli bir başka deyişle her yazarın kendine özgü bir üslubu vardır. Bu üslup özellikleri metnin genel yapısal niteliklerinin de belirleyicisidir. Üslup farklılıklarının yanında tüm metinlerdeki ortak amaç, okuyucunun metinde verilmek istenenleri en yüksek kavrama düzeyinde anlayabilmesidir. Yazar bu ortak amaca uygun  olarak metin içinde bazı düzenlemeler yapar. Bunu trafik işaret ve düzenlemelerine benzetebiliriz. Trafik işaret ve düzenlemeleri, insanların güvenli ve rahat seyahat etmeleri için uzun araştırma ve tecrübelerle ortaya çıkmıştır. İşte yazar da metin içerisinde okuyucunun daha iyi bir kavrama düzeyi yakalayabilmesi için bazı özel işaretler koyar, düzenlemeler yapar. Okuyucu bu işaret ve düzenlemelerin farkına varabildiğinde, gerektiği gibi yorumlayabildiğinde yüksek bir kavrama düzeyine ulaşır.  Yazar metin içerisinde önemli bulduğu, vurgulamak, üzerinde daha fazla durmak istediği bilgileri öne çıkarmak için bu özel işaret ve düzenlemeleri kullanır. Bu bilgiler de bizi metnin kaymağına ulaştırır. Bir başka deyişle metnin temelde vermek istediği mesaja çabucak ulaşmamızı sağlar. Bu yöntem kaymağını alma yöntemidir. Bu işaret ve düzenlemeleri şu başlıklar altında toplayabiliriz:

a)      Şekilsel Belirteçler:

Yazarın metin içerisinde kullandığı yazınsal işaretlerdir. Tırnak işareti içerisine alınan bir cümle, kalın karakterlerle yazılmış kelimeler ya da italik yazılmış bir cümle bize yazarın buraya dikkat çekmek istediği mesajını vermektedir. Ayrıca kelimelerin yazımında kullanılan farklı renkler de yine aynı mesajı vermektedir.

b)      Yapısal Belirteçler:

Normal koşullarda yazılmış standart bir metnin türü, bu bağlamda önemlidir. Metnin kaleme alındığı türün teknik özellikleri neyi gerektiriyorsa yazar bu gerekleri yeri

Ne getirmek zorundadır. Bu da okuyucuya önemli bir avantaj sağlar. Yine kompozisyon kuralları düşünüldüğünde bu kurallar çerçevesinde giriş ve sonuç paragrafının verdiği mesajları iyi algılamak gerekir; yazar giriş paragrafında temel olarak hangi konu üzerinde duracağını ve bu konudaki temel düşüncesini özetler. Sonuç paragrafında ise bu düşüncelerini sonuca bağlar ve metnin temel düşüncesini tekrarlar.

c)      Özel Bağlaç ve Kelime Grupları:

Konuşma dilinde kullanıldığı gibi, yazı dilinde de anlama etkileyen, ipucu veren, yönlendiren bazı sözcükler vardır; okumada bunlara genellikle anahtar sözcükler denir.

Okuyucu anahtar sözcüklerin farkına varabildiğinde, onların yönlendirmesinden yararlanabildiğinde metni daha kolay, daha doğru anlayabilir. Bu bakımdan bu sözcüklerin bazıları aşağıda verilmiştir. Anahtarlar bazen tek bir kelimeden bazen de birden fazla kelimenin yan yana gelmesiyle oluşur. Bazen de aynı anahtar görevini üstlenen eş anlamlı başka kelimeler dikkati çeker. Kelimelerin bir kısmı sanki kelime ağzından bir uyarı anlatımı gibi, bazen sözlükteki anlamı ile verilmiştir. Okuyucu bunlardan hangisini yeğlerse anlatımları o biçime döndürebilir. Bazı anahtar kelimeler için açıklama verilmemiş, biraz boşluk bırakılmıştır. Bunları okuyucu kendisi tamamlarsa daha yararlı olur. Öte yandan bazı anahtar sözcüklerin cümle-metin içinde kullanılışına ilişkin örnek verilmiş. Bazıları için verilmemiştir. Okuyucu kendi meslek ve ilgi alanına göre, okuduğu metinlerde bu anahtar kelimelerin kullanıldığı cümleleri örnek olarak yazabilir. Böylece okuyucunun elinde anahtar sözcüklerin açıklama ve  örneklerini içeren bir kılavuz olacaktır.Aşağı yukarıTam değil de, tama yakın bir gerçeği dile getirmeye çalışıyorum demek ister.Aksi halde, aksi taktirdeOlumsuzluk ya da koşul (şart) anlatır.Ancak, yalnız, sadeceSınırlama anlatır (Onu ancak x yapabilir). Bazen bir şeyin daha çoğunun, ilerisinin olmadığını anlatır (Ancak şimdi gelebildim). Bazı durumlarda “Lakin”, “ama” gibi uyarma anlatır (Yazmaya başladım, ancak bugün bitiremem).

Aslında, gerçekten, hakikaten

Bundan öncesi pek doğru değil, bana göre bundan sonrası daha doğru demek ister.

Bazan-(bazen) ara sıra, zaman zaman, arada bir, kimi zaman

Anlatılmak istenenlerin her zaman doğru ya da geçerli olamayacağını anlatır.

Bilakis

Daha önce yazılanların tam tersine

Bilhassa, hassaten, özellikle

Bundan sonra yazılanlar benim açımdan her şeyden önce gelen, başta gelen hususlardır.

Bir başka değişle

Böylece, özellikle

Önceden belirtilen yol izlenerek ………………. şimdi yazılan sonuca geliniyor.

Bundan başka

Bununla birlikte, bununla beraber

İki zıt anlamda geçebilir. Birinde ……… bina katılı olarak ……. ek olarak ikincisinde, önde belirtilene bakmayarak

Çünkü

Dikkat et. Daha önce dediklerime bir neden yakıştırıyorum

Dolayı, ……. den ötürü

Bir – biraz önce (dolayı ………. den ötürü sözcüklerinden) yazılanlara bağlı olarak bir sonuca varıyorum.

Esasen, zaten, zati

Dikkat, iş başından temelinden, kökünden, daha olmadan, ilkinden …. bozuk, ya da yanlışlık var demek ister.

Doğrusunu isterseniz (esasen)

Fakat, ama (amma), lakin

Bunlar, bir üst ile bir alt ifade, fikir, bilgi arasında fark var. Dikkat et sakın atlama demek isteyen sözcüklerdir. Anlattıkları düşünceler arasında aykırılık bulunduğu kabul edilen iki cümleyi birbirine bağlar.

Faraza, sözgelişi, tutalım ki

Gerçek olmasa bile, ……. den sonraki kısmı doğru sayalım, ya da öyle kabul edelim.

Genellikle, umumiyetle, çoğunlukla

Yazılanlar tam olmasa bile, tama yakın doğru kabul edilmektedir.

Görüldüğü gibi, görüldüğü üzere, belirtildiği gibi, anlaşıldığı gibi

Daha önce ya da yukarıda verilen bir bilgi, bir yerle ilişkilendirilmektedir.

Hatta, bile, üstelik, hem de

Bir önce yazılanı, bir önceki anlamı güçlendirmek için kullanılır.

Hem ………… hem

Dikkat edin bazen görevi aynı olan sözcükleri, tümceleri eşitlemek için kullanılır. Bazen de karşıtlık anlamıyla bağlar. (Şiir üzerinde hem tecrübem fazla, hem bilgim) (Bu şiirle hem bu kadar yakın, hem bu kadar uzak olmamıştı hiç.)

Her nedense

Kesin bilinmeyen bir nedenden ötürü (her nedense …..’den sonra) bir olumsuz açıklama geliyor demektir.

Her ne kadar, ise de, yine

İki bilgi, durum arasında benzerlik yakınlık olduğu kadar ayrılık da var. Dikkat edin demek isteyen sözcüklerdir. Bunlardan her ne kadar başına getirildiği koşullu cümledeki yargı doğruysa da, iş bununla bitmiyor, dahası var demek ister.

İçin

Amaç-araç, özgüleme; neden-sonuç yönlerinden bağlaç. Cümle içinde kendinden öncesi ile sonrası arasında bağ kurar.

Söylemek (amaç) için geldim (araç).

Doğruyu söylediğim (neden) için kızdı (sonuç).

Sizin (özgülenilen) için kitap aldım (özgülenen).

İşin aslı, esası, temeli

Kök, temel bilgi, fikir bundan sonradır. Diğerleri ayrıntıdır. Gerçek burada yatıyor. Diğerleri gerçeği tam yansıtmamış olabilir. Gözünüzü dört açın her gerçek burada.

Kaldı ki, bundan başka, bununla birlikte

Bir nedene, özüre, mazerete bir ikinciyi ekleme bağı. (Hava soğuk, onun için gelemem, hava soğuk, kaldı ki rahatsızım da, onun için gelemem).

Katiyen, kesinlikle, açıkça

Şüphe-kuşku duraksama yok. Söylenenler kesindir. Kabul edersiniz, etmezsiniz ama bana göre böyledir.

Binaenaleyh, bundan ötürü, bunun için

Mamafih, bununla birlikte, durum böyleyken

Ne ……. ne

Birden fazla özne ya da tümleci, eylemi birlikte inkar etmek için onların başına getirilen bağlaç. (Ne kendi eyledi rahat, ne halka verdi huzur.)

(Gitti ne bir tel çekti, ne bir mektup yazdı.)

bazen olumsuz kullanılır.

(Ne İzmir’e, ne Bursa’ya hiç gitmemiş.)

Nitekim, gerçekten, hakikaten

Bir öncekinin yanlış olduğunu, (nitekimden sonrakinin) doğru olduğunu anlatmak ister.

Oysa, oysaki

Aralarında karşıtlık, aykırılık bulunan iki cümleyi (tersine olarak) anlamlarıyla birbirine bağlar. (Bana darılmış, oysa ben ona hiçbir şey yapmadım.)

Öte yandan, diğer taraftan

Öyle ki

Öyleyse

Özellikle, bilhassa, hususuyla

Bir öncekinden daha önemli olan hususa dikkat çekmek ister.

(neler yazılıyor, özellikle deneme türünde.)

Rağmen, karşın, ise de

Öncesi ile sonrası arasındaki iki anlamı olumluyu olumsuz, olumsuzu olumluya çevirmek için kullanılır.

(Karanlıkta olmamıza rağmen, gözlerini iri iri açıp yüzüme baktığını hissediyorum.)

Sadece, yalnızca, yalnız, ancak

Başka bir şey, başka bir etken bulunmaksızın (….. den sonraki) anlatım geçerlidir.

Sonuç, sonuç olarak, özetle

Yukarıda yazılanları derledim, toparladım. Asıl demek istediğim bundan sonrakilerdir. Öncesi biraz ayrıntıydı. Öz çekirdek burası. Ötesi kabuk demek ister.

Şöyle ki

Bir düşünceyi, bir savı açıklayacağım, dikkat et.

Üstelik, ayrıca, bundan başka

Şimdiye kadar yazılanlara bir husus daha ekliyorum, dikkat et.

Velev (velevki)

Olsa da ne olur. Daha önce yazılmış olanı kabul etmiyorum. Ama kabul etsem ne çıkar.

Veya, ya da

Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki sözcüğü birbirine bağlar.

Yoksa

Bir düşüncenin, bir tutumun, bir davranışın ters olacağını açıklıyorum, dikkat et der. (Ver diyorum sana, yoksa dayağı yersin.)

Zaten, zati, aslında, esasen

Doğrusu, doğrusunu istersen ……

(Ben gidiyorum zaten geç kaldık.)

Zira, çünkü, …… den dolayı

ANALİTİK OKUMA

            Analitik okumada herhangi bir zaman sınırlaması yoktur. Hızlı okuma düşünüldüğünde aslında bu okuma hızında bir yavaşlama anlamına da gelmemektedir. Analitik okumada zaman sınırlamasının olmaması okuma amacı düşünüldüğünde bir bakıma zorunludur da . Analitik okumada amaç, okunan metin ya da kitabın gerçek sahibi olmak ve yer alan bilgileri özümsemektir. Bir bakıma Analitik okumanın amacı, metni çiğnemek ve sindirmektir.

            Bu okuma türünde okuyucu tüm bilgileri tek tek değerlendirmek, ayrıntıların birbirleriyle olan ilişkisini ana fikir içerisinde muhakeme etmek zorundadır. Okuyucunun amacı, yazarın aktarmak istediği bilgileri kalıcı hafızasına aktarmaktır. Okuyucu bu bilgileri kendi mantık ve akıl süzgecinden geçirerek kendine mal eder.

            Analitik okumada da yapılması gereken en önemli iş öncelikle ele alınan metnin okuma amaçlarına hizmet edip etmediğini anlamaktır. Bunun yolu da ön okuma yapmaktan geçer. Ön okumayla okuyucu metnin ne çeşit bir metin ya da kitap olduğunu tespit eder. Böylece okuyucu kitabı zihninde belli bir kategoriye yerleştirir.

            Okuyucu kitabın bütününü bir ya da birkaç cümlede ortaya koyar. Metnin ana parçalarını ortaya koyar ve bunların nasıl organize edilerek bir bütün içerisinde aktarılmaya çalışıldığını tespit eder. Metin içerisinde yazarın çözmeye çalıştığı problemin ne olduğunu bulur. Bir başka deyişle yazarın cevaplandırmaya çalıştığı soruları ortaya çıkarır. Metin içerisinde yer alan önemli kelime ve terimlere dikkat çekilerek yazarla aynı dili konuşmaya çalışır. Aksi  halde metin anlaşılmaz olacaktır.

            Analitik okumada okuyucu metin üzerinde bazı işaretlemeler de yapmalıdır. Okuyucu çok önemli bulduğu cümleleri metin içerisinden çıkararak bir araya getirmeli, metnin temel önermelerini  sıralamalıdır. Okuyucu metnin temel argümanını oluşturur.

BİRLEŞTİRİCİ OKUMA 

            Adından da anlaşılacağı gibi bu okuma türünde esas olan birden fazla metnin bir araya getirilmesidir. Okuyucu diğer okuma türlerinde olduğu gibi öncelikle ele aldığı metin ya da kitapların okuma amacına uygun olup olmadığını  tespit eder. Bu işlem için gereken şey ön okumadır. Ön okumayla hangi kitap ya da metinlerin birleştirici okumaya tabi tutulacağına karar verilir.  Okunan kitap ya da metinler doğrudan çalışılan konuyla ilgili olmayabilir. Bu durumda ele alınan metinde hangi bölümlerin ilgili olduğu tespit edilir. Yazarın bu bölümlerde ortaya koyduğu bilgiler bir havuzda toplanır. Birleştirici okuma tespit edilen tüm kaynaklarda tamamlandıktan sonra havuza alına bilgiler birbirleriyle karşılaştırılarak genel sonuçlara ulaşılır. Bu okuma türü için de mutlaka okuyucunun yazarla aynı dili konuşması gerekir, bir başka deyişle aynı kültürlenme düzeyinde olması şarttır. Aksi halde kavrama ve değerlendirme problemleri ortaya çıkacaktır.

            Okuyucu konuyla ilgili sorular oluşturur. Amaç, yazarların bu sorulara verdikleri cevapları derlemektir. Havuza derlenen bu cevaplar sınıflandırılarak tartışma içerisinde analiz edilir. 


a[1] Daha önce verilen ölçüm metinlerinde bu yöntemi uygulayınız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: