Hızlı Okumanın Temel Kavramları

TEMEL KAVRAMLAR(I)

Okuma: Okuma beynin gözler vasıtasıyla yazılı metinleri kullandığı, özel bir öğrenme sürecidir. Okuma gözlerin yazılı metinlere bakarak resimlerini çekmesiyle başlar, beynin bu resimlerden anlam çıkarmasına kadar devam eder. Okuma süreci üç aşamada gerçekleşir: Görme, tanıma ve kavrama.. Okumanın etkinlik düzeyi ise kavramayı takip eden belleme ile belirlenir.

Hızlı Okuma: Belli bir sürede daha fazla miktarda metin okuyabilme yeteneğidir. Yüksek eğitimli kişilerin hızları 150-250 kelime/dakika arasında değişir. 150 kelime/dakika altındaki hız, “yavaş” olarak tanımlanabilir. Bireysel anlamda 2000-4000 kelime okuma hızları deklare edenler bulunsa da bunlar tam olarak gerçeği yansıtmamakta veya çok özel bir kısım yeteneklerin bir sonucu olarak görülmektedir. Hızlı okuma çalışmalarına katılarak gerekli egzersizleri yapanların ulaştıkları 500-1000 kelime/dakika arasındaki hızlar ulaşılabilen oldukça yeterli ve başarılı hızlardır. Seminer boyunca kavramayla da uyumlu olarak 500 kelime/dakika hız hedeflenmiştir. Beyin zaman içinde kavrama uyumunu sağladıkça bu hızın üzerine çıkılabilir.

Etkili Okuma: Okumanın temel amacı olan “öğrenmenin” yüksek düzeyde gerçekleşmesi durumudur. Diğer bir deyişle okunanın anlaşılması durumudur.

Etkin Okuma: Etkililik, hızlı okuma, kapsamlı kavrama ve tüm bu sürecin hayata etkisini artırma yeteneğidir.

Süper Okuma: Hızlı, etkin ve etkili okumanın bir arada gerçekleştirildiği süreci anlatmak için tarafımızdan üretilmiş bir ibaredir. Süper okuyucu, çok başarılı şekilde görür, tanır, kavrar ve beller. Öğrendiklerini de hayatını zenginleştirmek için kullanır.

Sıçrama-Odaklanma: Gözlerimiz satırlar üzerinde sıçrama-odaklanma yapmak suretiyle okurlar. Aşağıdaki çizimde görüldüğü gibi, gözler kelimeler üzerinde tek tek odaklanır; bir kelimeye tam odaklandığı anda okur ve sonra sıçrayarak diğer kelimeye odaklanır. Gözlerimiz sıçrama esnasında değil, odaklanma esnasında görürler. Toplam okuma süremizin %95’i odaklanma sırasında harcanırken, %5’i sıçrama esnasında harcanır.

Aktif Görüş Alanı(AGA): Gözün tek odaklanmada kesin olarak gördüğü ve okuduğu alandır. Bu alan yatay ve dikey boyutlarıyla eliptik bir görüntü oluşturur. AGA’nın büyüklüğü kesin olarak tanımlamaz. Ancak 12 puntoluk karakterlerle yazılan metinlerde 7 cm ye kadar çıkarılabilecek olan AGA’dan söz edebiliriz. Metindeki harflerin büyüklüğüne göre AGA değişir.

Potansiyel AGA: Bir kişinin potansiyel olarak geliştirebileceği maksimum AGA düzeyidir. Bu düzey her iki gözün de birlikte görebildiği alanı kapsar. Gördüklerimizin en solunu sadece sol göz ve en sağını sadece sağ göz görüntülemekte; ortada kalan alanın görüntüsünü her iki göz birden almaktadır. Potansiyel AGA yapılan araştırmalara göre 12 derecelik bir açıyı kapsamaktadır. Ancak normal okuyucular genellikle 2 derecelik bir açıyı kullanmaktadırlar.

Görme Açısı: Gözün görebildiği alanın sağ-sol uçları arasındaki açıdır. Normal şartlar altında bu açı 150 derecedir.

Görme: Işık vasıtasıyla taşınan görüntülerin gözler tarafından toplanması ve elektriğe çevrilmesi sürecidir. Elektriğe yüklenen bilgi sinir ağlarıyla beyne iletildiğinde görme işlemi biter. Gözlerin görüntülemesi, gözler açık olduğu sürece devamlıdır. Gözler sağlıklı ise görme her zaman sağlıklıdır. Göz rahatsızlığı varsa hızlanmanın ilk aşamasında kendini belli edecektir. Görme kusuru olanların gözlük veya lens kullanmaları halinde okumalarının olumsuz etkilenmesi engellenebilir.

Tanıma: Gözlerden gelen sembollerin hafızada yerleşik sembollerle karşılaştırılması olayıdır. Tanıma aşamasında bu sembollerin sadece zati anlamları vardır. “zarf” kelimesini düşünelim: Tanıma işlemi “z”, “a”, “r” ve “f” sembollerinin kavranmasıyla gerçekleşir. Bu sembollerin bir araya geldiklerinde oluşturdukları sembol bloğunun anlamı olan “ZARF GÖRÜNTÜSÜ” ise henüz kavranmamıştır.

Kavrama: Beynin tanıdığı sembol bloklarına yüklenen imajların, anlamların idrak edildiği an, kavrama anıdır. Kavramayı daha iyi tanımak için şu örneğe bakalım: Japonca bir kelime olan “gakse”yi tanırsınız, ama Japonca anlamını bilmiyorsanız kavrayamazsınız. Aynı anlama gelen “student” kelimesini İngilizce bilginiz varsa kavrayacaksınız. Türkçe’de “öğrenci” dediğinizde ise bu kelimeyi hemen hem tanıyacaksınız hem de kavrayacaksınız.

Belleme: Kavranan bilginin tekrar kullanılabilecek şekilde uzun süreli hafızaya yerleşmesidir. Bellediğimiz bilgiyi istediğimiz hatırlayabiliriz. Ama her an ve güçlü şekilde hatırlanabilmesi için güçlü kaydedilmesi gerekir. Çünkü güçlü kayıt ettiğimizde bilgi nöronlarımıza sağlam şekilde yerleştirilmiştir. Ayrıca bilgiye giden yol da iyi kurulmuştur.

II.BÖLÜM

  • I. GÖRME ÇERÇEVESİ

Hızlı okumanın ilk adımı etkin bir görüş çerçevesinin geliştirilmesidir. Bunun için önce beynimizle koordineli olarak gözlerimizin yaptığı sıçramaları kontral edeceğiz. Doğrudan veya dolaylı olarak gözlerimizi ilgilendiren konuları görme çerçevesi bölümünde ele alıyoruz. Bu çerçeve frenlerin ortadan kaldırılması ve blok okuma yeteneğinin geliştirilmesi olmak üzere iki temel bölümden oluşuyor.

A. Okuma Frenlerini Kaldırın

Gözlerimizin metin üzerinde sıçrama hızını azaltan veya okuma aralarına kopukluklar, boşluklar girmesine yol açan çeşitli frenler vardır. Bunların tamamı gözlerimizle ilgili olmasa da, daha görme alanında iken ortaya çıkmaları ve beyin kadar gözleri de ilgilendirmeleri nedeniyle bu bölümde işleneceklerdir. Bu frenlerin zamanla edindiğimiz bir kısım alışkanlıklar olduğunu söyleyebiliriz. Yeni alışkanlıkların kazanılması ve eskilerinin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Okuma esnasında karşılaştığımız en temel frenler şunlardır: Göz idmansızlığı, geriye dönüşler, baş hareketleri, seslendirme, ritimsiz okuma, parmak takibiyle okuma… Bu frenleri tek tek ele alalım ve gerekli egzersizler üzerinde duralım:

1. Göz İdmansızlığını Yok Edin

Tanımı: Gözlerimiz sağ-sol, aşağı-yukarı, sağ aşağı-yukarı, sol aşağı-yukarı yönlerde doğrusal veya sağdan sola-soldan sağa dairesel hareketlerle sıçramalar yapabilir. Gözlerin bu sıçramalarını birbirinden farklı kas bağlantıları-kafa çiftleri gerçekleştirir. Göz idmansızlığı, göz kaslarının gözleri bu yönlerde yeterince hızlı sıçratamamasıdır. İdmansız göz metin üzerinde yavaş yavaş sıçramak durumunda kalır.

Nedeni: Göz kaslarının hızlı sıçramalar yapılmak suretiyle kullanılmaması bu kaslarda tembellik oluşturur. Tembelleşen kasların okuma esnasında hızlı sıçramalar yapması mümkün olmaz. Uzun süre TV seyreden kişiler gözlerini tek noktada odaklandırırlar. Tek noktada odaklanıp hareketsiz beklemeye alışan gözler sıçrama hızlarını ve keskinliklerini yitirirler. TV seyretmek dışında günün çok uzun bir bölümünü uyuyarak geçirmek, çok durgun yaşamak, düşünceyi kullanma ve dış dünyayı gözleme açısından pasif durmak gibi nedenler sıkı kullanılmayan göz kaslarının tembelleşmesine yol açar. Böyle bir göz metin üzerinde hızlandırılmaya çalışıldığında kasların yavaşlatma çabası kaçınılmaz olmakta ve bu durum hızın belli bir sınırın üzerine çıkmasına engel olmaktadır. Ayrıca belli bir hızda okuma zorlansa da, alışkın olmadığı hızda çalışmak göz kaslarını gerecek, göz stresi artacak ve bu defa okumak gerginlik ve acı oluşturacaktır. Dolaysıyla bu sorunun yavaş yavaş ve ısrarlı egzersizlerle giderilmesi gerekmektedir.

Çözümü: Aşağıdaki egzersizler seminerin ilk iki haftası boyunca yapılmalıdır. Göz kasları aşırı zorlanmamalı, bu çalışmalar bir seansta 5 dakikayı geçmemelidir. Sonuca daha çabuk ulaşmak için egzersizler daha kısa sürelerle ama daha sık yapılabilmelidir.

1.Genel Görüş Sıçramaları:

Başınızı dik tutup önünüze bakınız. Tam önünüzde bir orta nokta tespit ediniz. Bu noktayı (0) rakamı ile gösterelim. Şimdi bu noktadan dikey yönde en üst ve en altta yer alan (1) ve (2) noktalarına sıçratın. Yine aynı çalışmayı bu defa yatay yönde gerçekleştirin. Orta noktaya oradan sağa ve oradan sola kaydırıyorsunuz. Bu odak sıçramasını her defasında hızlandırıyorsunuz. Sinir sisteminizin imkan tanıdığı düzeye kadar çıkıyorsunuz. Bu arada seminer yönetmeni metronomu kullanarak ritminizin kontrollü artışını sağlamaya çalışacaktır. Siz de normal zamanlarınızda bu çalışmayı yapabilmek için herhangi bir düz-kare platformu zemin olarak seçebilirsiniz.

2.Dairesel Sıçramalar:

Seminerde ikişerli guruplar oluşturunuz. Özel çalışmalarınızda bir arkadaşınızın desteğine başvurabilirsiniz. Arkadaşınız kalemini veya bir çubuğu gözlerinize yaklaşık 40 cm mesafede geniş dairelerle döndürecek ve gözleriniz bu daire boyunca kalemin veya çubuğun hareketini izleyecektir. Dairesel dönüşler sağdan sola ve soldan sağa olacak, gözler bu hareketleri düzenli olarak takip edecek ve baş sabit tutulacaktır. Dönüşler gözlerin rahatlıkla takip edebildiği hızın üzerinde yapılacaktır.

3.Sayfa Üzerinde Sıçramalar:

Okuduğunuz herhengi bir sayfanın köşelerinde altları çizilmiş kelimeler göreceksiniz: “1.İnsan, 2.Ne, 3.Düşünüyorsa, 4 Odur.” Bu kelimeleri önce “1-2-3-4” sırasıyla, yani geleneksel okuma biçiminizle okuyun. Seminerde hızınızı kontrol etmek için uzmanınız metronom kullanacaktır. Metronomun desteğiyle hızlanarak okuyun. Önce hızınız otomatik olarak ayarlanacaktır. Bu arada gözlerinizin farklı hareketleri öğrenmesini ve geliştirmesini sağlamanız gerekmektedir. Bu nedenle söz konusu okumayı aşağıdaki yönlerde gerçekleştiren ayrı ayrı alıştırmalar yapacaksınız. Bu sözleri “ 1-2-3-4– yönünde, 1-3-4-2– yönünde, 1-4-3-2- yönünde, 1-2-4-3 yönünde ayrı ayrı okuyunuz. Yukarıda dört farklı göz hareketi yapmanız sağlanmış olmaktadır. Böylece gözlerinizde aşağıda gösterilen yönlerde sıçrama yeteneği gelişmeye başlamıştır.

Bu çalışmaları tek başınıza uygularken metronom kullanamayabilirsiniz. Bu durumda ulaşabileceğiniz en yüksek hızı siz tespit etmeye çalışın. Siz veya seminer uzmanı hızınızın yavaş olduğunu ve tüm çalışmalarınıza rağmen size gösterilen ritme uyamadığınızı tespit ettiğinde, okuma rehberini kullanacaksınız. Okuma rehberimiz kalemimizdir. Okurken elinizde tuttuğunuz kalem her zaman odaklaşmanıza yardımcı olur. Şimdiki çalışmalarınızda sağ elinizle kalemi tutunuz ve kalemin ince ucuyla yukarıda örnekteki okumanızı sadece 1–2 yönünde tekrar tekrar yapınız. “İnsan ne-İnsan ne–” seklindeki okumanızı kaleminizle tüm gücünüz yettiği kadar hızlandırarak sürdürünüz. 4.Sayfa Üzerinde Tarama Şu anda geldiğiniz sayfada gözlerinizin rasgele ama çok hızlı sıçramasını ve koyu yazılmış kelimelerin okunmasını istiyoruz. Sanki bir resme bakıyorsunuz, rasgele değişik noktalarına ve çok hızlı bakıyorsunuz.

2. Geriye Dönüşlere Karşı

Türkçe’de okuma satır solundan sağına doğru gerçekleşir. Normal olarak bu yönün düzenli şekilde korunması gerekir. Ancak okuyucu okuduğu metni tekrar okumak üzere geri dönebilir. Okunan metnin tekrar okunması geriye dönüş olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu geriye dönüşler, birkaç kelime kadar sınırlı olabileceği gibi bir kaç sayfa veya birkaç bölüm kadar geniş de olabilir. Geriye dönüş aynı metni gereksiz yere tekrar tekrar okumak anlamına geldiği için okuma hızının düşmesine veya okunan metnin bitirilmesi için gerekli zamanın uzamasına yol açar.

    • 1. Kartla Soldan Kapat

Size verilen görme penceresini veya herhangi bir kartın kenarını kullanacaksınız. Soldan sağa doğru okurken sol tarafta kalan metinleri kapatın ve soldan kapatarak okumaya devam edin. Bu okumayla aynı satırda önceki kelimelere dönme eğilimini engellemiş ve bir süre sonra da tamamen kaldırmış olacaksınız.

2.Kalemle Soldan İşaret Koy

Ö Kaleminizi metinde satırların başlangıç noktası olan sol tarafta tutun. Okumaya başladığınız her Ö yeni satırın sol başına Ö işareti koyun. Okuma boyunca kaleminizin metnin solunda Ö beklemesine dikkat edin. Geçtiğiniz bir sonraki satırı okurken, önceki satıra geçme eğilimi Ö karşısında koyduğunuz işaret sizi durduracaktır. Böylece okumalarda aynı paragrafta önceki Ö satırlara geri dönme eğilimini engellemiş oluruz.

3. Metni Üstten kapat

Görme penceresini veya herhangi bir kartı kullanarak okuduğunuz metnin satırlarını üstten kapatacaksınız. Kartınızı sayfanızın üst tarafında tutunuz ve satırları okudukça kartınızı aşağıya doğru indiriniz. Böylece okunmuş satır hemen kapatılmış olacak ve bu çalışma önceki paragraflara geriye dönüşü engelleyecektir. Ayrıca bu tür bir kapatma daha hızlı okumalarda daha kolay uygulanabildiğinden belli bir hız düzeyine ulaştıktan sonra geriye dönüşler artık sadece bu teknikle engellenecektir.

3. Baş Hareketine Karşı

Tanımı: Normalde okuma yaparken gözlerimiz metin üzerinde soldan sağa doğru sıçramaktadır. Ancak bir çok okuyucunun gözleriyle birlikte başları da hareket eder. Bu kişilerde okuma hızı arttıkça başlarını daha da hızlandırarak okumayı takip etmeye çalıştıklarını gözlemleyebiliriz. Baş hareketinin bir sınırı vardır. Okuma hızı arttığında başın zorlandığı bir sınıra gelinir ve baş daha hızlı hareket edemez. İşte başın gerçekleştirebileceği “bir satır üzerinde soldan sağa hareket hızı” o okuyucunun o satırı okumak için ulaşabileceği azami hız olur. Bu önemli bir engeldir. Daha kötüsü baş hareketi, sinir sistemini de yoracağından bu suretle uzun süreli okuma yapılamaz. Baş hareketiyle birlikte okuyanlar, genellikle çok az okuyanlardır.

Nedeni: Baş hareketinin tek nedeni göz idmansızlığıdır. İdmansız gözler yatay yönde iyice sola ve iyice sağa sıçramakta zorlanırlar. Ayrıca bu sıçramalarını yavaş yaparlar. Göz kaslarındaki bu sınırlayıcılık karşısında kişi kendisini daha hızlı okumaya zorladığında başın yardımına dayanır: Okuyucunun gözlerinin sağlayamadığı hareket ve sıçrama hızının başın hareketiyle birlikte gerçekleştirilmesi sağlanmaya çalışılır. Ancak göz idmansızlığını ortadan kaldırsak da alışkanlık haline gelmiş olan baş hareketinin kaldırılması her halükarda çalışma yapmamız gerekmektedir. Bir çok okuyucuda baş hareketi sorunu okumada hızlanarak kendileriyle yarıştıklarında belirginleşmektedir.

    • Çözümü:

1.Gözlerinizin Sıçrama Mesafesini ve Hızını Arttırın

2. Başınızı Kontrol Ederek okuyun

4. Seslendirmeye Karşı

Tanımı: Seslendirme en önemli hız frenleyicilerden biridir. Belirgin seslendirme yapanlar 200 kelime/dakika hız sınırına takılırlar.

Beynimiz mesajları alır ve mesaj cinsine göre kaydeder. Gözlerimizle resim, kulaklarımızla ses kaydederiz. Ancak okuma hem görüntü, hem de ses içerir. “Kelime” hem belli bir alan kaplayan resimdir, hem de üç heceden oluşan bir sestir. Bu kelimeyi kavramak onu “ke-li-me” şeklinde seslendirmek zorunda değiliz. Vurgulayalım: Seslendirmenin diğer tanımı “he-ce-le-me”dir. seslendirme yapan kişi metinleri hece hece okumaktadır. Bir kelimeyi seslendirmeye kalktığımızda soldan sağa doğru bütün seslerini çıkarmak zorundayız. “Çe-kos-la-vak-ya-lı-laş-tı-ra-bil-dik-le-ri-miz”… Ses ardışık parçaların birleşmesiyle oluşan bir mesajdır. Sesin bütün hecelerini beyin aynı anda seslendiremez. Sesin tamamını sırayla işlemesi gerekir. Oysa mesaj resim olduğunda beyin mesajı sağdan-soldan, yukarından-aşağıdan aynı anda işlemeye başlayabilir. Görme sinirlerinin çalışma biçimi bu imkanı sunmaktadır. Örneğin bir insanı gördüğünüzde onu vücudunun bir kenarından başlayarak sırasıyla algılamazsınız. Yani sırasıyla saçları, alnı, kaşları gözleri, burnu, çenesi, göğsü, gövdesi, kolları, bacakları algılanmaz. Bunların tümü aynı anda yan yana algılanır. Zaten böyle olmasaydı bildiğimiz şekilde görebilmemiz mümkün olmazdı.

Okurken seslendirmek görüntüyü sese çevirmektir. Seslendirenler, hem görerek, hem de işiterek(birlikte) okumaktadırlar. Seslendirmenin maksimum hız sınırı ise salt görsel(fotografik) okumanın hız sınırının çok altında kalmaktadır.

Seslendirme üç değişik tipte ayrı ayrı veya bunların hepsi birden olacak şekilde gelişebilir: Dudak seslendirmesi, gırtlak seslendirmesi, içten seslendirme… Dudak seslendirmesi dudaklarda hafif bir mırıltı ve hareket olarak yansır. Dudak hareketi fark edilemese de dudakların arasında hafif bir aralanma fark edilir.

Gırtlak seslendirmesinde gırtlakta hafif bir hareketlilik vardır. Zihinden seslendirmede ise okuyucu kelimelerin tüm hecelerini zihinlerinden duyarlar ve yaşarlar. Zihninizde tüm heceleri belirgin şekilde fark ediyorsanız zihinsel bir seslendirme yapıyorsunuzdur.

Yaş ilerledikçe ve bizler daha fazla okudukça dudak seslendirmesi gırtlak düzeyine çıkar; ardından oradan da gizlenerek zihne çıkar; kişi zihninden içten seslendirmesini sürdürebilir.

      • Çözümü:

1.Dudaklarınızı Kapatın

2.Sakız Çiğneyin

3.Fotografik Okuyun

4.İşitme Merkezini Meşgul Edin

5.Çok Hızlı Okuma Yapın

5. Düşük Ritme Karşı

      • 1. Sıçrama Hızını Arttırın

2. Ara Vererek, Kontrollü Yarışın

6. Parmak Takibiyle Okuma

      • 1. İki Elinizi Meşgul Edin

2.Okuma Kılavuzu-Kalemi Kullanın

B. Okuma Hızlandırıcıları

Buraya kadar, hızlanmamızı engelleyen temel nedenleri anladığımızı varsayıyoruz. Şimdi sıra hızımızı arttırmaya gelmiştir. Eğer beynimizde engeller olmasaydı çabuklaşmanın arttırılmasının üç yolu olurdu: Bunlardan ilki frenleri kaldırarak ritmi arttırmaktır. Yukarıda bunlar anlatılmıştır. İkincisi metinleri bloklar halinde okumaktır. Üçüncüsü de metinlerin gereksiz kısımlarını geçerek seçmeli okumadır. Şimdi bu son iki husus üzerinde duracağız.

1. Blok Okuma

Blok Okuma basitçe, kelimeleri toplu halde görebilme yeteneğidir. Türk milli eğitim sisteminden geçmiş olup 1997 yılı itibarîyle 30 yaşın üzerinde olanlar önce harfleri, sonra kelimeleri okumayı öğrendiler. Bugün ilköğretimde önce cümleler hazırlanmakta, bunlar kelimelere bölünmekte ve fişler son olarak hecelerine ayrılmaktadır. Ülkemizde artık bütünden parçaya öğretim sistemi benimsense de yine de konunun ruhu tam olarak yerleştirilemediği için heceleyerek okumaya başladık ve eğer özel bir eğitim almamışsak halen tek kelime büyüklüğünü geçen blokları okuyamamaktayız. Blok okuyabilme tek göz odaklanmasında aynı anda birden fazla kelimeyi okuyabilme yeteneğidir. Bu bölümde önce blok okumamızı engelleyen sorunlarımızı çözmemiz, ardından basamak basamak okuma bloklarımızın alanını büyültmemiz amaçlanmıştır.

A. Blok Faktörleri

a) AGA Genişliği

Tanım: Blok okumaya en fazla etki eden faktörlerin başında Aktif Görüş Alanımızın genişlik düzeyi gelir. Bazılarının AGA’ları dardır veya mevcut potansiyellerini kullanamamaktadırlar. Eğer bir kişinin AGA’sı dar ise o alana sığmayan kelimeleri tek odakta okuyabilmesi mümkün değildir. örneğin herkes “dünya” kelimesini tek odakta okuyabilirken çok az kişi “Çekoslavaklalılaştırabildiklerimiz” kelimesini tek odakta okuyabilir. Yine herkes “actgk” sembollerini blok halinde tek odakta okuyabilse de “acgfrmdnalmhscbenmhop” sembollerini tek odakta okuyabilen muhtemelen sadece bir kaç kişi bulunabilecektir. Asgari 5 harfin tek odakta herkes tarafından görülebildiği tespit edilmiştir. Bunun üzerine çıkmak, okuyucunun kişisel gayretlerini gerektirir. Bu konuda ileri sürülen ölçülerin hiç biri ise tam olarak gerçeği yansıtabilmekten uzaktır. Çünkü insanların yetenek gelişim düzeyleri arasında çok büyük mesafeler bulunmaktadır. Ancak yine de biz, genellikle elde edilen sonuçlardan hareketle bir orta yolu izleyeceğiz.

      • 1. Dairesel AGA Gelişim Sistemini Kullanın

2.Parmaklarınızla Egzersiz Yapın

3. Yatay AGA Gelişim Sistemini Kullanın

4. Çevresel Görüşünüzü Geliştirin

b) Merkezi Odak

Tanımı: Odak noktası belli bir alana bakarken gözbebeği ile 90 derecelik açı yapan noktadır. Tam odaklandığımız alan dim dik baktığımız alandır. Odaklandığımız nokta dim dik baktığımız noktadır; bu noktadan uzaklaştıkça görme keskinliğimiz azalmaya başlar. Bizim görme kapasitemizi ilgilendiren en önemli faktör bu alanın sağında ve solunda bulunan bölümdür.

      • Çözümü:

1.Baştan Odaklanmayı Esnetin

2. Ortadan Odaklanmayı Geliştirin

2.Blok Bütünlükleri Kavrayın

c) Sıçrama Mesafesi

      • 1. Sıçrama Mesafenizi Büyütün

2.Sıçrama Mesafenizi Kontrol Edin

        • a) İki kelime mesafesi

b) Üç kelime mesafesi:

c) Dört kelime mesafesi

B.Yatay Bloklar

        • 1. İkili Kelime Gurupları

2. Üçlü Kelime Gurupları

3. Dörtlü Kelime Gurupları

4.Tek Rakamlı Dar Sütunlar

5. Dar ve Geniş Sütunlu Rakamlar

C. Dikey Bloklar

        • 1. İkili Kelime Gurupları

2. Üçlü Kelime Gurupları

3. Rakam Gurupları

4. Sütun Bloklar

III.BÖLÜM

  • II. TANIMA ÇERÇEVESİ

Tanıma çerçevesi okuma sürecinin ikinci aşamasını oluşturmaktadır. Bu aşamada “gözler” görevlerini bitirmişler ve bütün iş beynimize kalmıştır.

Gözlerimizle çeşitli sembollerin, karakterlerin resimlerini çekeriz. Bu resimler elektriğe kodlanmış olarak beynimize ulaşır. Beynimiz önce bu sembolleri hafızasından tarar. Hafızada var olan sembollerle benzerliğin yakalandığı an tanıma gerçekleşmiş olur. Örneğin Japonca “Ben” anlamına gelen sembolün ne anlama geldiğini düşünürken beynimiz =, ¹, Y, F, E gibi sembollere işaret koyacak; ama bunların hiç birinde karar veremeyecektir. Okumanın tam bu aşaması tanıma aşamasıdır. Bundan sonra gelen kavrama aşaması ise bulunan sembole bağlanan anlamın veya anlamların hafızadan çağrıldığı aşamadır. Yukarıdaki karaktere bir anlam bağlamamışsanız onu tanıyabilirsiniz, yani tam olarak ne olduğunu bilirsiniz ama onu kavrayamazsınız. Oysa bir Japon bu karakterden hareketle -watashi-ben- imajını kavrayacaktır. Tanıma bölümünde iki temel amacımız vardır. Bir yandan daha doğru tanıma diğer yandan da daha hızı tanıma yeteneğimizi arttırmamız gerekiyor.

1.Daha Doğru Tanıma

Tanımı: Tanıma kusuru veya hatalı tanıma zihin tembelliğinin veya tam yoğunlaşamamanın bir sonucudur. Yavaş okumalarda tanıma kusuru tam olarak belirgin değildir. Ama okuma hızlandıkça hatalı tanıma kendini belli edecek ve okuma-kavrama süreci bundan olumsuz etkilenecektir. Eğer çabucak gördüğünüz bir metni hatalı tanımışsanız beyniniz hatalı tanığınız sembollere bağlı anlamları arayacak ve dolaysıyla kavrama da hatalı olacaktır. Örneğin “çabucak camları kesti” cümlesinde geçen “cam” ile “çabucak çamları kesti” cümlesinde geçen “çam” birbirinden çok farklıdır. “c” ile “ç” doğru ayrımlaştırılmazsa tanıma kusuru ve dolaysıyla kavrama kusuru oluşacaktır.

      • CÖZÜM:

1.Yazılardaki Eksiklikleri Ayrımlaştırarak Okuyun

2.Yazılardaki Hataları Ayrımlaştırarak Okuyun

3.Yazılarda Benzer Kelimeleri Ayrımlaştırarak Okuyun

4.Yoğunlaşma Yeteneğinizi Arttırın (Bunun için özel metinlere ihtiyacınız var.)

5.Fotografik Okuma Yapın (Kelimeleri resim olarak düşünün; ters, yarım kapalı okuyun)

6.Hızlı Görsel Gösterimle (software) Okuma Yapın (Bu program seminerlere katılan öğrencilere ücretsiz olarak verilmektedir.)

2.Daha Çabuk Tanıma

Tanımı: Tanıma çabukluğu beynimizin hızıyla ilgilidir. Beynimizin aradığı kelimeyi, sembolü bulabilme hızı çabukluğu oluşturur. Beyin, sembollare sinirler yoluyla gözlerden aldıktan sonra hafızada mevcut sembolleri taramaya başlar ve bulduğu her sembolle aldığı sembolu karşılaştırır. Tam olarak aradığı sembolü bulduğunda tanıma gerçekleşir. İşte çabukluğu bu arada geçen süre etkiler. Bazı beyinlerde bu süre daha uzun, bazılarında daha kısadır. Bu farklılaşmanın çeşitli nedenleri vardır.

    • Çözümü:

1. Eksik Harfleri Tamamlayarak Okuyun

2. Metinleri Ters Çevirerek Okuyun

3. Bilgisayar Programlarını Kullanın

4. Plaka Okuması Yapın

5. Metinlerde Kelime Arayın

IV.BÖLÜM

  • III. KAVRAMA ÇERÇEVESİ

A)Daha Doğru Kavrama

Tanımı: Daha doğru kavrama verilen mesajda geçen doğru resmin veya filmin aslına daha yakın olarak zihinde canlandırılmasıdır. Aldığımız tüm mesajları her zaman yüzde yüz doğru kavramamız yani verilen mesajı aynen algılamamız kesinlikle mümkün değildir. Her zaman verilen mesajla bizim algılamalarımız arasında bazı farklılıklar oluşmaktadır. Bizim yapmamız gereken bu farklılaşmaları, sapmaları asgariye indirmektir. Aşağıdaki örneklerde verilen mesajlarla, gerçekleşen kavramaları karşılaştıralım. Bu örnekler doğru kavramanın anlamını daha iyi açacaktır:

Söz: “Şimdi o tilkiyi hatırlıyorum.” Kavranan: O hayvanat bahçesindeki tilkiyi hatırlıyor. Ormanda giderken bir tilki görmüştü; o tilkiyi hatırlıyor. Ben kitap okurken bir tilki resmi görmüştüm, tıpkı onun gibi bir hayvanı hatırlıyor. Tilki gibi kurnaz bir adam vardı; galiba öyle bir adamı kast ediyor.

Söz: “Uçarak buraya gelin” dedi. Kavranan: Bizim kuş gibi uçmamızı istedi. Bizim uçağa binip uçakla gitmemizi istedi. Bizim koşa koşa gitmemizi istedi. Galiba orada acil bir durum var hemen oraya gitmemiz gerekiyor.

Nedeni: yukarıda görüldüğü gibi kavrama biçimleri kişilerin zihinlerinde oluşan çağrışımlara göre çok fazla farklılaşabiliyor. Önemli olan, kişilerin kullandıkları kelimelerin anlam çerçevelerinin doğru bilinmesi ve bu çerçevelerin kaçırılmadan sağlıklı şekilde birleştirilmesidir. Kavrama bu yönüyle bir resim bulmacanın parçalarını birleştirmeye benzemektedir. Kavrama doğruluğunun bozulmasının nedeni bazı mesajların kaçırılması veya alınan mesajların zihin tarafından doğru yerlerine yerleştirilememesidir. Bu yönüyle hatalı kavramanın bir çok nedeni vardır. Dikkat kopması, çağrışımın getirdiği bazı kelimelerin kattığı renkler, bakış açısı, neyin arandığı, neyin kişinin değer yargıları arasında önemli veya önemsiz olduğu gibi bir çok faktör vardır. Bunlar devreye girerler ve orijinal mesajın kimliğini değişik renklere boyarlar. Aşağıda verilen bir dizi çalışma kavrama doğruluğunu azami düzeye çıkartmakta bize yardımcı olmayı amaçlamıştır.

    • Çözümü:

1. Karışık Kelimelerden Anlam Çıkarın

2. İsim-Tarih-Yer-Rakam Odaklı Okuyun

3. Özel Formatlara İlgi Gösterin

4. Eleştirin, Mantık Bozukluklarını Bulun

5. Yakalayamadığınız Anlamları Tahmin Edin

6. Yön Kelimelerine Özel Dikkat Gösterin

7. Amaçlı Okuyun

8. Önce Ana Fikirleri Bulun

9. Zihninizi Fikir Planları Konusunda Eğitin

10.Grafiklere-Tablolara Dikkat Edin

  • B. Daha Hızlı Kavrama

Tanımı: Bilindiği gibi kavrama masajın taşıdığı imajın zihinde canlanması olayıdır. Film veya resmin canlanmasının gecikmesi, kavramanın gecikmesi anlamına gelmektedir. Herhangi bir kelimenin anlamı zihinden çağrılmaktadır. Çağırdığınız kelimeyi biliyorsunuz, tanıdık bir kelime olduğundan eminsiniz ama hangi anlama geldiğinin bulunması için en az 1-2 saniye beklemektesiniz. Bazen yabancı dilde kelimelerin anlamlarını hatırlamaya çalışırken bu gecikmenin iyice arttığını fark ederiz. Hatta arkadaşlarımızın isimlerini hatırlarken bile aynı durum söz konusu olabilmektedir. Kavrama hızında yavaşlık olanlar yavaş okurken bunu fark edemeyebilirler ama hızlarını arttırdıklarında kavrama yavaşlığı kendini belli edecektir. Yani anlam, alınan mesajdan bir kaç saniye sonra gelecektir.

Nedeni: Kavramanın aslında bir diğer tanımı da hatırlamadır. Çünkü kavrayan kişi ancak zihninde yerleşik olan önceki mesajları hatırlayarak, onlarla yaptığı karşılaştırma sonucunda kavramaktadır. Önceki mesajlarla karşılaştırmak da öncekileri hatırlamayı gerektirmektedir. Kavrama hızının yavaşlamasının temel nedeni zihnin çalışma hızının olumsuz etkilenmesi ve yavaş çalışmasıdır. Aşağıda nedenler ayrıntılı olarak belirtilecektir:

1.Yerleşik İmaj Zayıflığı: Kavrama esnasında beynimiz sembolleri değil, sembollere bağlı imajları taramaktadır. Bu imajlar zihnimizde mevcut değilse bunları kavrayamayız. Eğer bunlar zayıf yerleşmişse o taktirde onların bulunması daha fazla zaman gerektirecektir. Örneğin: “kedi” kelimesini hemen tanıyacaksınız. “Van kedisi2, “Ankara kedisi” denildiğinde kavramanız biraz daha gecikecektir. Ya “Kuala Lumpur kedisi” denildiğinde… Şimdi şu hayvan isimlerine bakınız: Hepsini aynı hızda kavrayabilecek misiniz? “baykuş, bıldırcın, ağaçkakan, kırlangıç, bukalemun, yeşil şebek, ağustos sineği, yengeç, kalamar, mürekkep balığı…” Dikkat edin az gördüğünüz isimlerin resimlerini veya filmlerini canlandırmanız zaman almakta ve güçleşmektedir. Şu iki cümlenin hangisinin daha kolay filme dönüştüğünü sorun: “yüz tane kedi adamın yüzünü tırmalıyordu.” “Bin tane minnacık alfit, ayaklarıyla adamın yüzünü tırmalıyordu.” Çoğunuzun cevabı ilk cümle olacaktır. Çünkü kedilerin ve tırnaklarının resimleri zihninizde daha yoğun mevcuttur.

2.Beyni Hıza Alıştırmama: Beyin hızlı kullanılabilecek halde iken onu hızlı kullanmazsak yavaş çalışma alışkanlığını korur. Gevşek yaşayanların beyinleri de gevşek çalışacaktır. Dolaysıyla hızlı düşünme, hızlı sonuçlara ulaşma yeteneklerinin ardında bu tür çalışmaları çok yapmak yatar. Tıpkı tanıma yeteneğinde olduğu gibi kavrama yeteneğinde de beynin hızlı çalıştırılması gerekmektedir.

3.Beyin Hızını Kösteklemek: Tıpkı tanıma yeteneğinde olduğu gibi kavrama hızımızı da yavaşlatan bir kısım tutum sorunlarımız vardır. Bunlar zihin sağlığımızı tahrip ederler ve zihnimiz yavaş çalışır. Her türlü stres, uykusuzluk, fazla yemek(dolu mide), oksijeni eksik ortamda yaşamak veya diyaframatik soluma yapamamak, çok durgun ve hareketsiz yaşamak gibi tutumlar kesin olarak beynimizin çalışma hızını köstekler. Bu konuda kitabınızın “Süper Sağlık” bölümünde size anlatılanları büyük bir içtenlikle dikkate almalı ve hayatınızın akışını, büyük bir gelecek için, yeniden planlamalısınız.

4.Zayıf Bilgi Düzeyi: Bilgi ve kültürel birikim düzeyinin zayıflığı kavrama hızını ve daha da önemlisi kavrama düzeyini kaçınılmaz olarak olumsuz etkileyecektir. Bu çerçevede kelime dağarcığının zengin olması anlamlara hızlı ulaşmayı sağlar. Farklı yazarları okumuş olan kişilerin zihinlerinde farklı ibare biçimleri yerleşmiştir. Eğer kişinin bilgi düzeyi zenginse yeni bilgileri karşılaştırabileceği çok bilgi materyaline sahiptir. Bu durumda hafızasında daha çok materyale ulaşılabileceğinden, daha çok anlama daha hızlı ulaşmak mümkün olacaktır.

Çözümü:

1.Kelime dağarcığınızı geliştirin

Kelime dağarcığınızı eksik tutarsanız okuduğunuz metinlerde bilmediğiniz kelimelerin sayısı fazla olacaktır. Bu durum kavramanızı ve tabii ki okumanızı yavaşlatacaktır. Bilmediğiniz kelimeyi -eğer bilmediğiniz karakterlerle örneğin Çince veya Bangladeşçe yazılmamışsa- tanıyabilirsiniz ama anlamını iyi bilmiyorsanız kavrayamazsınız. Türkçe metinleri okuyorsanız bir Türkçe sözlüğünüz olacak ve sözlük üzerinde çalışacaksınız. Aşağıda bazı kelimeler verilmiştir. Bu kelimelerden bilmediğiniz kelime sayısı 10’un üzerinde ise mutlaka bir sözlük alın ve çalışın:

numune/mamafih/karşıt/örtük/yazın/bulgu/nüsha/nasih/münekkit/inkısam/katl/gam/göçük/ kıspet/salgı/toksik/olgu/püskül/nübüvvet/fenomen/fani/şov/sav/sal/tutucu/liberal/muhafazakar/ kebir/yaygı/bent/bend/fıkra/fırka/nazır/nazar/nazire/nüzul/jeneratör/gen/jenerasyon/echel/ ukela/ukul/efkar/afak/infak/nifak/nar/hayy/salim/IMF/BM/AT/onursal/tazmin/zemin/somun/ sulh//salihat/simya/yargıç/jüri/jel/imame/buyruk/buruk/yalak/kelek/konuşlanmak/çapak/palyatif/ pervaz seyrelti/sanrı/semiz/

2.Kelime-İmaj-Çağrışım sisteminizi Geliştirin

Zihninizi geliştirmek için kelimelerle imajlar arasında güçlü bir imaj eşleştirmesi yeteneğine sahip olmamız gerekir. Çünkü kelimelerin taşıdığı imaj zenginliğini üretebilme yeteneğimiz kavrama yeteneğimizin ta kendisidir. Kelimeler üzerinde yapacağımız çalışmaları cümlelere kaydıracağız.

a) Aşağıdaki kelime örneklerine çalışın

Ayı: hayvanat bahçesinde, kitap sayfasında, Barış Manço’nun şarkısında, sokakta burnunun ucuna zincir takılıp oynatılan ayı, beyaz ayı, kutup ayısı, kış uykusuna yatan ayı, “ayı” filmindeki şefkatli ayı, bağıran ayılar… Kelebek: Büyük, küçük kanatlı kelebekler; üzerinde göz işareti olan, olmayan, yuvarlak kanatlı, sivri kanatlı, yeşil, kırmızı, sarı kelebekler, bahar bahçesinde, otlar üzerinde renk renk çiçekler üzerinde kelebekler. elinizde tuttuğunuz, pencerenizden giren kelebekler. arabaların camlarına, evlerin duvarına yapıştırılan plastik süs kelebekleri, Malezyalıların dondurarak plastik içerisine yerleştirdikleri ve acımasızca maskot yaptıkları hakiki kelebekler… Dünya:……..siz üretin Karıncalar: ……siz üretin Ağaçlar:…… siz üretin

b)Benzeri çalışmayı metin üzerinde yapın. Şimdi vereceğim metinde geçen cümleleri değil, kelimeleri okuyun. Her kelimede durup oluşturduğu imajı veya imajları zihninizden geçirin. Ardından cümlenin bütününe bakarak imajların nasıl birleştiğini görün: “Bunu çok düşündüm.” cümlesini birlikte çözümleyelim: “Bunu”: Bu nedir? Sanki elimde bir şey var. Bir nesne, bir fikir tutuyorum. “Bu” diye işaret ettiğim bulanık bir varlık mevcut. Eğer önceki cümleler üzerinde çalıştıysanız “bu’nun ne olduğunu, burada hangi filmin kastedildiğini göreceksiniz. “Çok”: Çokluk miktar belirtir. Tonlarca, yıllarca, saatlerce, bıkmadan… Yapılan işin cinsine göre çokluğun cinsi de değişir. “Düşündüm:” Ben düşünüyorum. Oturmuş, ellerimi alnıma koymuşum, kafamda fikirler dolaşıyor. Burada, evde, yürürken, otururken, yemek yerken; ama çok düşündüm. Şimdi tek tek yaptığımız şu: Bu canlandırmaları bir araya getiriyoruz ve film tamamlanıyor. Her yerde devamlı bir meseleyi düşünen adamın görüntüsü bu. Şimdi siz diğer tüm cümleler üzerinde çalışın.

“Bu yazıyı okuyan bir çok insan bu satırların sahibi gibi, acılarla büyümüştür. Bir çok gayretli arkadaşımı tanırım. Gayret ederler, didinirler, yırtınırlar. Kader onları hangi sebeplerden dolayı her gün yeni bir başarıya koşturuyor dersiniz? Bunu çok düşündüm. Bana ihsan edilen nimet ikiye katlandığında, ya da elimdekileri kayıp ediverdiğimde düşündüm. Gerçekte biz sadece kendi çalışmalarımızla mı kazanıyor ve kendi çalışmalarımızla mı kaybediyoruz? Oysa kazanmak uğrunda çırpınan nice insanın elleri boştur. İstediklerine kavuşturulan nice insanın elleri de çoğu zaman istemedikleri halde boşaltılır. Neden?.. Peygamberimiz(asm) cevap veriyor bu soruya: “Nimete, ihsana şükretmek nimetin gitmesi ve elden alınması karşısında bir garantidir.” Düşünün; iyilik yaptığınız bir insanın nankörlüğü ve ihanetiyle karşılaşırsanız o insanı bir daha iyilik yapılmaya layık görür müsünüz? Hele de her iyiliğiniz karşısında nankörlükle cevaplandırılırsanız… Size teşekkür edilmezse… Nankör insan iyiliğin değerini idrak edemeyen, ayaklar altında sürünmeye layık insandır. O zaman Yaratıcıya her fırsatta içtenlikle şükretmeyi ihmal eden insanlar neden şikayet ediyorlar?

c) Yukarıdaki çalışmanın özüne paralel olarak sözlük okuması yapın: Türkçe sözlüğünüzü kullanacaksınız. A’dan Z’ye tek tek kelimeleri okurken her kelimenin üzerinde durarak zihninizde hangi imajı oluşturduğunu sorun. her kelime için hemen bir imaj bulun ve böylece tüm kelimeleri tamamlayarak zihninizden mutlaka imaj üretin.

3)Sık Sık Hızlı Beyin Fırtınalaması Yapın

4)Zihninizde Hızla Kavram ve Görüntüleri Dolaştırın

5)Duyusal İmaj Canlandırma Yeteneğinizi Geliştirin

6)Bol Oksijen Alın, Bol Spor Yapın, Az Uyuyun ve Az Yemek Yeyin

V.BÖLÜM

4. BELLEME ÇERÇEVESİ

Tanımı: Belleme okuma esnasında edinilen bilginin istenildiğinde çağrılabilecek şekilde hafızaya yerleştirilmesi sürecidir. Hafıza konusu son bölümde daha ayrıntılı olarak ele alınacaktır.

Bu güne kadar yüzlerce kitap okuduğumuzu biliyoruz. Eğer bu kitapların içeriklerini hafızamızda tutabilseydik şimdi profesyonel bilgi uzmanları olurduk. Oysa belki de yüzlerce kitap okuduk ve metinleri okurken kavramıştık, öğrendiğimizi sanmıştık. Hala kitap okumaya devam ediyoruz. Ama kitap okuduktan 48 saat sonra hafızamızı yokladığımızda kitaptan aldığımız bilginin en az % 80’inin kaybolduğunu görüyoruz. Neden?

Nedeni: Bu sorunun temel nedeni belleme yeteneğimizi, bellemenin çalışma kurallarına uygun olarak kullanmıyor olmamızdır. Zihnimizde herhangi bir hastalığın tedavisine uğraşmayacağız. Veya zihnimizi değiştirmeyeceğiz. Sadece temel bir kısım hafıza kurallarını kullanacağız. Hafıza sisteminin geliştirilmesi ayrı bir sorundur. Her insan sahip olduğundan çok daha güçlü bir hafıza geliştirebilir. Biz burada bellemeden bahsederken mevcut hafıza yeteneğimizi etkin kullanmaktan söz etmiş oluyoruz.

Yapılan araştırmalar bazı şartlar altında bilginin hafızaya daha kolay ve daha doğru olarak yerleşebildiğini göstermektedir. Unutmayalım. Her bilgi hafızamızda kaydedilmektedir. Sorun bu bilgileri çağırabilecek şekilde kaydetmemektir. Belleme genel hayat akışımızı çok fazla etkiler.

Çözümü:

1. SQRRR/İSOHT Kuralına Uygun Okuyun

Çok iyi bir belleme düzeyi kazandıran okuma, 5 aşamadan oluşur. Bunların ikisi etkin kavrama için okuma öncesi ve ikisi de etkin kavrama için okuma sonrasıdır. Baş harfleri yukarıda verilen bu kuralı açalım: İngilizce kelimeleriyle; Survey, Question, Read, Remember, Repeat, Türkçe kelimeleriyle; İncele, Sorgula, Oku, Hatırla, Tekrarla… Bu aşamalarda hangi çalışmaları yapacağız:

a)İnceleme: Bu aşama soru sorabilmeye temel olabilecek tespitlere ulaşmamızı sağlar. Kitap okuyacaksınız: yazarını, kitabın adını, yayınevini, yayın yılını inceliyorsunuz. Ardından içindekiler, önsöz, son söz bölümlerini okuyorsunuz. Bu arada varsa kitabın her bölümünün sonundaki özetleri okuyorsunuz; tüm sayfaları çevirerek her bölümde yazılanların genel görünümünü inceliyorsunuz. 300 sayfalık normal ebatlarda bir kitap için gerekli asgari inceleme süresi 30 dakika olabilmelidir. Hatta İngiliz yazar Rowntree bu konuda daha da ileri giderek bir saatte okunacak kitabın 30 dakika incelenmesi gerektiğini ileri sürmektedir.

b)Sorgulama: İncelerken edineceğiniz bilgilere dayalı olarak devamlı sorular soracaksınız. Şurası kesindir; sevap bulmamızı garanti eden sır soru sormuş olmamızdır. Okumadan önce ne kadar çok soru sorabilirseniz, okuduktan sonra o kadar çok cevap alacağınız kesindir. Sorularınız ne kadar anlamlı, önemli ve derinse, cevaplar da o kadar anlamlı, önemli ve derin olacaktır. Sürekli sormak suretiyle sorabilme yeteneğimizi geliştirebiliriz.

Herhangi bir kitap okuyacaksınız: Yazarını tanıyor musunuz? Yazar, konusu hakkında ne kadar güvenilir olabilir? Yayınevi ne tür eserler yayınlıyor, ciddiyet derecesi nedir? Yayın tarihine göre bilgiler ne derece taze olabilir?

Kitabın konusu nedir? Olay hangi açıdan sınırlandırılmaktadır ve anlatılmaktadır? Anlatılan konuda neler biliyorsunuz? Bildiklerinizi ne zaman nasıl öğrendiniz? Bildiklerinizle kitabın konusu arasında nasıl ilişki kurabilirsiniz? Kitabın bölümleri arasındaki bağ ne derece mantıklı ve bu bağlar ne derece kitabın adına bağlanabiliyor.

Bunlara benzer yüzlerce soru sorabilmelisiniz. Bu aşamanın en önemli yanı sistemli çalışmanın kapısını açmasıdır. Unutmayalım: Dimmet, “Sistemli düşünmeyi alışanlık haline getirmedikçe tahsilin hiç bir kıymeti yoktur” der. Sistemli düşünmek sistemli çalışmakla mümkündür.

c)Okuma: Okumanın kendisi yukarıda anlatılmıştır. Burada üzerinde ayrıca durulmayacaktır.

d)Hatırlama: Eğer bilgiyi edindikten sonra kendi ifadelerimizle zihnimizden canlandırmazsak o bilgiyi hiçbir zaman kullanmamız mümkün olmaz. Kullandığımız tüm bilgiler edindikten sonra mutlaka en az bir defa hatırladığımız ve içimizden ifade ettiğimiz bilgilerdir. Bunlar arasında en çok hatırladıklarımız en çok kullanabileceğimiz bilgilerdir. Bir diğer deyişle hatırladığımız her bilgi dokunduğumuz, gördüğümüz, konuştuğumuz bilgidir. Bilgiyi bir defa sahiplendik mi tüm hayat boyunca bizim olması için kapı açılmış olur.

Hatırlama çalışması okuma esnasında her sayfanın veya her bölümün sonunda yapılabilir. Hatırlamanın nerede yapılması gerektiği okunan metnin içerik ağırlığına göre değişebilir. Çok ağır metinlerde her paragrafın sonunda biraz duraklayıp hatırlama yapılmalıdır. Profesyonel okuyucular, duraklama sayısını azaltarak bu işi okuma esnasında da yapabilme yeteneğini geliştirebilir. Hatırlama’da iki önemli kavram: İşaret taşları ve hatırlama duraklarıdır. Okuma esnasında önemli fikir taşıyan cümlenin en önemli kelimesine bir işaret koymalısınız. Bu tür kelimeler işaret taşlarıdır. Ardından çok ağır metinlerde paragraf sonlarında, hafif metinlerde sayfa veya küçük bölüm sonlarında duraklama yapılacaktır. Tam bu esnada tüm fikirler arasındaki ilişki kurulacaktır.

e)Tekrarlama: Bilgiyi ilk hatırlamakla ona sahip olmanın kapısını açmış oluruz ama onu tekrarlamazsak hayatımızın sonuna dek bizim olmasını sağlayamayız. Bir saat boyunca kitap okudunuz veya ders çalıştınız. Bu sürenin son 5-10 dakikasını tekrarlama çalışmasına ayırmalısınız. O ana kadar ne okudunuz? Okuduklarınız arasında nasıl bir bağ kurabilirsiniz? Simdi hafızanızda hangi bilgiler kaldı? Bu ilk hatırlama çalışması son derece önemlidir. Okuma bittikten ve çalışma ortamından ayrıldıktan sonra, bilgiyi ömür boyu korumak için gerekli olan sistemli tekrar biçimi üzerinde durulmalıdır.

2.Bilgiyi Sistemli Tekrar Edin

Tekrarlama olmadan bilgi uzun süreli hafızaya kaydedilmeyecektir. Yapılan araştırmalar bu tekrarın sistemli yapılması halinde daha az emekle ve daha hızlı şekilde uzun süreli hafızaya kaydolabildiğini göstermektedir. Amerika’da bir kolejin internet sayfaları arasında dolaşırken okuduğum, tekrar konusundaki şu sözü çok doğru buldum: “Öğrendikten 24 saat geçtikten sonra tekrar ettiğiniz bilgi tekrar ettiğiniz değil yeniden çalıştığınız bilgidir.” Çünkü 24 saat içinde bilginin en az %80’i kaybolmakta ve o süre sonunda ancak yeniden okuma veya yeniden öğrenme amacıyla çalışmak gerekmektedir.

Kalıcı belleme şu süreci takip eder:

Duyulardan gelenler görüntü, ses, koku, tat, dokunma, duygular vs. Çok kısa süreli hafıza; 20-30 saniye kalıcılık; bilgi elektriksel yapıda Kısa süreli hafıza; 20 dakika-1 gün; bilgi elektrokimyasal yapıda Uzun süreli hafıza; beyin-nöron yaşadığı sürece; bilgi kimyasal yapıda Bilgi önce duyular yoluyla elekriksel olarak alınır, çok kısa süreli hafızaya taşınır; burada 30-30 saniye kadar kalabilir; buradan ayrılan bilgi ya yok olur ya da kısa süreli hafızaya taşınır. Elektro kimyasal yapıda bulunan bilgi burada, alınma gücüne göre 20 dakika ile bir gün arasında bekler. Buradan ayrılan bilgi ya yok olur ya da uzun süreli hafızaya taşınır. İşte bilginin ikinci aşamadan üçüncü aşamaya taşınması ancak henüz tam haliyle orada iken elektrikle uyarılması ve böylece kalıcı hafızaya taşınması için yeterli enerjiye sahip olmasıyla mümkündür. Bu işi yapan çözüm yolu tekrarlama yapmaktır. En az maliyetli tekrarlama ise şu şekilde yapılmalıdır : Bir saat içinde alınan bilgi tekrar sistemi ;

  • 1. tekrar: 10 dakika geçtikten sonra 10 dakika süreyle

2. tekrar: 24 saat geçtikten sonra 5 dakika süreyle

3. tekrar: 1 hafta geçtikten sonra 3 dakika süreyle

4. tekrar. 1 ay geçtikten sonra 3 dakika

5. tekrar: 6 ay geçtikten sonra 3 dakika

6.tekrar 1 yıl geçtikten sonra 3 dakika şeklinde olmalıdır. Böyle bir tekrar sistemi sayesinde bilgi ömür boyunca bizim malımız olacaktır.

3.Beyin Haritalaması Tekniğini Kullanın:

Amerika Birleşik Devletleri California üniversitesinden Prof. Robert Ornstein’in araştırmaları insan beyninin sağ ve sol loblarının farklı çalıştıklarını ortaya koymaktadır. Sol lob ayrıntı , matematik, soyut gibi alanların merkezi iken sağ lob şekil boyut, renk, müzik gibi alanların merkezi olarak çalışmaktadır. Bu bulgudan hareketle İngiliz beyin uzmanı Tony Buzan “Mind Mapping” olarak bilinen beyin haritalaması tekniğini geliştirmiş ve eğitimin hizmetine sunmuştur. Bu tekniğin temel mantığı, soyut bilgilerle görüntünün bir araya getirilmesi ve böylece sağ ve sol beyin loblarının aynı bilgi üzerinde birlikte çalışmalarının sağlanmasıdır. Zira Ornstein’in araştırmaları her iki beyin loblarını birlikte kullanan kişilerin beyin etkinliklerinin 10-15 kat artabildiğini göstermektedir. Tony Buzan bu bulgu paralelinde bilginin şekil ve grafklerle not edilmesini sağlayan bir sistem geliştirmiş ve bu sisteme Mindmapping- Beyin Haritalaması Tekniği denilmiştir.

4.Bilgiyi Yerleşik Bilgilere Bağlayın:

Bilgiyi bellemenin en kolay yolu onu hafızada yerleşik bir başka bilgi ile ilişkilendirmektir. Bu yapılırken aradaki bağlantının mantıklı olması şart değildir. Eğer bağlantıyı mantıklı kurmuşsanız sol lobunuzu, mantıksız kurmuşsanız sağ lobunuzu kullanmış olursunuz. Bol bol bağlama çalışmaları yaparak bu yeteneğinizi geliştirebilirsiniz.

5.Diğer Belleme Tekniklerini Kullanın

    • a)Bilgiyi Abartın:

b)Önemli Bilgiyi Çalışma Başında ve Sonunda Alın:

c)Bilgiyi farklılaştırın:

d)Bilgiye Duyularınızı Katın:

e)Bilgiye Duygularınızı Katın:

f)Duyuları Filme Çevirin:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: